Quotessence
Home / Quotes / Quote by M.Lütfi Arslan

Quote by M.Lütfi Arslan

Work

Uyanın, Rüya Vaktidir

Browse quotes and source details for this work. more

Author

M.Lütfi Arslan

Browse famous quotes and profile details for M.Lütfi Arslan. more

You May Also Like

“Fatih, İstanbul'una doğru harekete geçtiğinde karadan, denizden ve yer altından olmak üzere birçok yol kullandı. Her birisinin, nihai darbeye giden yolda bir faydaı vardı muhakkak. Sen de okuyarak, düşünerek, az yiyerek, az uyuyarak, az konuşarak, çok çalışarak, vaktini iyilik veiyiliğin dostları ile değerlendirerek, içindeki karanlığa hamle üstüne hamle yap! Öyle kii karanlık başını alıp sana karşı hamle yapma fırsatı bulamasın. Sen içindeki karanlığı kendi hamlelerinle öyle meşgul et ki o sana karşı hep savunma durumunda kalsın.”

“Dördüncü adım, Konstantinopolis'i İstanbul yapmaktır. Esas fetih budur işte. Fatih şehre girdğinde savaşmaktan bitap düşmüş, korkudan tir titreyen bir halk ve viran olmuş bir belde ile karşılaştı. Bu beldeyi, açıp gülzar yapmak imar, inşa ve ihya ile oldu. İçindeki karanlığı teslim aldığın gün, fetih gerçekleşmeyecek, sadece fethe giden yol açılmı olacak. Bil ki fetih, o karanlığın tekrar hortlamasını ve kalp mülküne tahakküm etmesini engelleyecek bir bahar ikliminin içinde sürekli kalması ile mümkün olacak. İmar, inşa ve ihya, son nefese kadar devam edecek bir çabadır. Fatih olmak, sürekli fetihle yaşamak demektir.”

“Ayasofya hâlimizdir. Şimdi müze olarak kullanılmaktadır. Aslî mahiyetine yabancılaşmış, Allah'a kulluk tezahürünün mekanı olmaktan çıkmış, bir teşhir merkezine dönüşmüştür. Ama ne kadar yabancılaşsa da, dört bir tarafından göğe doğru açılmış minareleri, içinde göreni haşyete sürükleyen lahuti levhaları ve en önemlisi de gireni ve göreni derin bir hüzne sürükleyen o garipliği ile bu kadar zamandır inkar ettiğimiz kimliğimizi yüzümüze çarpmaktadır. Ayasofya yüzümüzde şaklayan bir tokattır. Bütün haşmeti ve sembollerine rağmen müze olarak kullanılmasının bütün zillet, acizlik ve yenilgimize rağmen izezt sahibi insanlar gibi ortalıkta dolaşmamızdan bir farkı var mıdır? Dışımız Ayasofya'dır, içimiz laikleştirilmiş bir müzedir. Dışımız dört yandan bakıldığında minareleri ile cami görüntüsündedir, ama bu minareler ezansızdır. Dışımız, indirilemeyen İzzet Efendi'nin levhaları gibi ilk bakana mânâmızı söyler, ama o levhaların dili susturulmuştur. Ayasofya halimizdir, gerçek kimliğimizi yüzümüze çarpan, ne olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi vicdanımıza haykıran içimizdeki dinmeyen sestir. Ayasofya bir remzdir, bir simgedir, bir şiardır. Bizi bize anlatır. Bizi cümle âleme anlatır. Madem Ayasofya halimizdir, istikbalimizin parlak şafağı onun kubbesinden ışıyacaktır.”

“Bir birey geçmişine baktığında resimler ve olaylar seçkisi derler.Bu seçmenin yanlı olduğunu,anılar koleksiyonundan yalnızca kişisel üstünlüğünü destekleyen olaylar seçtiğini bulduk. Anılarına egemen olan şey onun üstünlük hedefidir.Aynı biçimde,bir rüyanın oluşumunda yalnizca yaşam biçimimizi güçlendiren ve belli sorunlarla karşılaştığımızda yaşam biçimimizin bizden ne beklediğini ortaya koyan olayları seçeriz.Dolayısıyla bu olaylar seçkisi o andaki güçlülerimizle ilgili olarak yaşam biçiminin anlamını gösterir.Rüyanın oluşumunda,yaşam biçimi kendi yolunu dayatmaktadır.Bu sorunları gerçekçi bir biçimde karşılamak sağduyu gerektirecektir ama yaşam biçimi buna izin vermeyi reddeder.”

“Si Victor ne cherchait ni à me nuire, ni à abuser de moi, ni même à occulter ou tromper ma faculté de jugement, alors aux yeux de la loi, il ne peut pas être puni. Je suis d’accord avec ça. Mais l’irresponsabilité n’exclut pas la réparation. Je mérite des excuses, et de pouvoir choisir de lui pardonner, qu’importe qu’il en soit digne ou non. Mais tant que personne de légitime n’aura reconnu ma vérité et sa culpabilité, tant que personne n’aura su nous dire que non, Victor ne savait pas ce qu’il faisait, mais que oui, il l’a quand même fait, je n’aurai pas de refuge, pas d’autre soulagement que l’aigreur et la colère.”

“Nous pensons avec Leriche que la santé c'est la vie dans le silence des organes, que par suite le normal biologique n'est, comme nous l'avons déjà dit, révélé que par les infractions à la norme et qu'il n'y a de conscience concrète ou scientifique de la vie que par la maladie. Nous pensons avec Sigerist que « la maladie isole », et que même si « cet isolement n'éloigne pas des hommes, mais rapproche au contraire ces derniers du malade » aucun malade perspicace ne peut ignorer les renoncements et limitations que s'imposent les hommes sains pour se rapprocher de lui. Nous pensons avec Goldstein que la norme en matière de pathologie est avant tout une norme individuelle. Nous pensons en résumé que considérer la vie comme une puissance dynamique de dépassement, à la façon de Minkowski, c'est s'obliger à traiter identiquement l'anomalie somatique et l'anomalie psychique.”