Quotessence
Home / Quotes / Quote by A.M. Celâl Şengör

Quote by A.M. Celâl Şengör

“Demokrasi kısacası ayaktakımının rejimidir. Benim demokrasiye olan antipatim, kalifiye veya kalifiye olmayan herkesin lafının geçmesinden kaynaklanıyor. Genel olarak oy veren insanların belli bir gorgü ve bilgisinin olması gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde nasıl seçim yapabilecek? Oyunu hangi kritere dayanarak verecek? İşte sonunda "Sen dinsizsin, ben dindarım. Onun için oyumu dindar kişiye veriyorum!" demeye geliyor iş. Oysa "Senin dinin nedir? diye sorsak onu bile anlatamayacak durumda birçoğu.”

Quote by A.M. Celâl Şengör

Work

Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor

Browse quotes and source details for this work. more

Author

A.M. Celâl Şengör

Browse famous quotes and profile details for A.M. Celâl Şengör. more

You May Also Like

“Canım insan çekiyor: Yan çizmeyen. Dolaysız. Güzel şeylere iştahı kabarık. Hevesini, tutkusunu yitirmemiş. Dünyayı seninle yeni baştan tasarlamaya aday... Deneyime açık. Boğmayan ama isteyen... Yeni fikirlerle ayağa kalkan, mızmızlanmayan ve laçkalaşmayan... Dedikodusuz, yalansız, çekiştirmesiz, seni bütünleyen, seninle bütünlenebilen.”

“Bir emir bu sessiz kişileri bizim düşmanımız yaptı. Bir emir onları dostumuz yapabilirdi. Hiçbirimizi tanımayan birkaç kişi, herhangi bir masanın çevresinde toplanıp bir yazıyı imzaladılar. Başka zaman olsa bütün dünyanın hakaretini ve cezasını üstüne çekecek olan bu yazı, bizler için yıllarca en yüksek amaç yerine geçecek.”

“Yani, nasıl söyleyeyim... Yıllar var, biliyor musunuz... Yıllardır kimse benim için birşey yapmadı. Ne annem babam, ne karım, hiç kimse. Kimseden de birşey istemedim şimdiye kadar, isteyecek kimsem olmadı. Hayal ettiğim herşeyi gizli tutup unutmaktan yoruldum. Çocuklar saklamıyorlar ama. Güvendikleri biri olunca söyleyiveriyorlar. Benimki de öyle. Dinleyeceğinize inandığım için anlattım. Hayal olsun diye.' (...) 'İyi ki anlattın, Memü,' dedim sonra. İçinde birşey yaşatmak zor, değil mi? İnsansız da olmuyor, değil mi, Memü?' 'İyi bir dost, efendim,' dedi Memü. 'İyi bir dost olmadan hayal de olmuyor.”

“Magnus deeply disliked people who were early to business meetings. It was just as bad as being late, since it put everyone out, and even worse, people who were early always acted terribly superior about their bad timekeeping skills. They acted as though it were morally more righteous to get up early than to stay up late, even if you got the same amount of work done in the exact same amount of time. Magnus found it to be one of the great injustices of life.”

“Bir kişi cesaret gösterip mahrem bazı şeyleri açığa vurur ve böylece kendini riske atar; diğeri de benzer şekilde karşılık vererek aradaki mesafeyi kapatır; birlikte, kendini açma süreciyle ilişkilerini derinleştirirler. Eğer riske giren kişi ortada bırakılır, diğeri karşılık vermezse, dostluk genellikle sekteye uğrar. Kendin olabildiğin, kendini bütünüyle paylaşabildiğin ölçüde dostluk daha derin ve kalıcı olur. Böyle bir mahremiyetin varlığında, tüm sözler, tüm teselli biçimleri ve tüm fikirler çok daha anlamlı hale gelir.”

“Sıklıkla şu sorunun sorulduğunu duydum: Yakın arkadaşları olan bir insanın terapiste ihtiyacı olur mu? Yakın dostlar iyi bir yaşam için vazgeçilmezdir. Dahası, eğer bir kişi iyi arkadaşlarla çevriliyse ya da (daha da önemlisi) kalıcı ve derin ilişkiler kurma kapasitesine sahipse, terapiye ihtiyaç duyma olasılığı çok daha düşüktür. Peki o zaman iyi bir arkadaşla terapist arasındaki fark nedir? İyi arkadaşlar (ya da kuaförünüz, masözünüz, berberiniz ya da kişisel antrenörünüz) destekleyici ve empatik olabilirler. İyi dostlar sevgi dolu, güvenilir sırdaşlar olabilir ve ihtiyaç anında yanınızda olurlar. Ama yine de önemli bir fark vardır: sadece terapistler sizi 'şu an ve burada'da (here-and-now) yakalama eğilimindedir. 'Şu an ve burada' etkileşimler (yani, birinin anlık davranışına dair yapılan yorumlar), gündelik sosyal yaşamda çok nadiren meydana gelir. Eğer olursa, bu ya çok derin bir yakınlığın ya da yaklaşan bir çatışmanın işaretidir (örneğin, “Bana bakış tarzını beğenmiyorum”) ya da bir ebeveyn-çocuk etkileşiminin (“Ben konuşurken gözlerini devirmeyi kes”) göstergesidir.”