Quotessence
Home / Quotes / Quote by Sinan Meydan

Quote by Sinan Meydan

“Evet "Anadolu direnişi", ilk olarak toprağı işgal edilen, hanımına, kızına tecavüz edilen Türk halkı tarafından başlatılmıştır. Ancak bu direnişin topyekûn bir bağımsızlık hareketi haline gelmesi, yani "Kurtuluş Savaşı" niteliğine bürünmesini sağlayan bizzat Mustafa Kemal Atatürk'tür. Üstelik, Prof. Yalçın Küçük'ün iddia ettiği gibi Atatürk sonradan bu mücadeleye katılmamış, Atatürk yola, "direniş fiktini" savunan ilk Kuvayi Milliyecilerden biri olarak çıkmıştır. Sayfa : 36”

Quote by Sinan Meydan

Work

Cumhuriyet Tarihi Yalanları

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Sinan Meydan

Browse famous quotes and profile details for Sinan Meydan. more

You May Also Like

“Peki, biz şimdi ne yapacağız? Biz ne zaman uyanacağız, ey insanlar ey müslümanlar? Ne zaman birlik olup bunların hepsini topraklarımızdan kovacağız? Merhamet ve haysiyet sahibi herkesi yerinden sıçratacak böyle bir felaket döneminde, göz kapaklarımız nasıl bu kadar uzun kapanabiliyor? Zillet ve gaflet giysisi nasıl oluyor da bu kadar çok müşteri bulabiliyor? Bazı kardaşlarımız şimdi ancak küheylanların sırtında ya da akbabaların karnında uyuyabiliyor. Frenkler, dört bir yanımızda boyunlarımıza ve boyunlarımıza indirilmeye hazır kılıçlarıyla bekliyor. Peygamberimizin ve güzide arkadaşlarının şehirlerimizdeki mirası, hatıraları, hürmetleri kirletilip çiğneniyor. Kadınlarımıza tecavüz ediliyor ve gençlerimiz esir alınıp köle pazarlarında satılıyor. Bu müşrikler, dehşet saçıcı bir tufan halinde hiç durmadan buraya gelmeye devam ediyor. Frenk diyarından ard arda yollara düşen dağ gibi orduları görenler kaçıp saklanıyor. Onlarla dövüşmeye çalışanların bir kısmı, kendi kardaşlarının ihmali ve ihaneti yüzünden imha ediliyor, bir kısmı da rüşvetle ele geçiriliyor. Ey Allah'a iman ettiğini söyleyen insanlar! Allah aşkına düşünün! Kadınlarımızı, çocuklarımızı, yaşlılarımızı çaresizlerimizi koruma konusunda Allah'a ve İslama karşı bir vecibemiz yok mudur? Bunun çok ağır bir vebali, çetin ve kaçınılmaz bir hesabı yok mudur? Bu hâlimiz, ahireti yalanlamaktan başka bir şey midir? Cihad, sadece bir avuç maaşlı askerin işi midir? Müslumanlar arasinda, bir arzuyu tatmin etmek, şöhret kazanmak ya da ganimete sahip olmak için değil; aynı sahabenin cenk ettiği gibi Allah rızası ve cennete girme umuduyla savaşacak kimsr kalmamış mıdır? Siz Allah'a, Allah'ın dinine yardım ettiğinizde Allah da sizi yüzüstü bırakmaz! Siz O'nun yolunda sebatla durduğunuzda Allah da sizi terk etmez, elini üzerinizden çekmez. Öyleyse bu kayıtsızlık nedir? Allah aşkına söyleyin, bu ölüm ve zillet uykusu ne zaman sona erecektir?..”

“Tarihin cömert davrandığı şehirler bende kalıcı izler bırakır. Onlara bakarken geçmişe döner, geçtiğim yollarda yaşanan gizemli hikâyeleri düşünürüm. Masallarda anlatılan sokaklarda dolaşırken bulunduğum zamanı terk ederim. Bazen zindana hapsedilen bir prensesin sesini duyar, bazen de beyaz atı, demir zırhı, uzun kılıcıyla uzakta beliren şövalyenin nereye gittiğini merak ederim. Bern’i izlerken yaptığım gibi, zaman yolculuğuna çıkar, tarihin unutulan yüzleriyle birlikte, efsane olmuş isimlerini hatırlarım.”