Quotessence
Home / Quotes / Quote by Mehmet Murat Ildan

Quote by Mehmet Murat Ildan

“Huzurlu yollar huzursuz zihinler içindir; rahatlatıcı, rahatsızı cezbeder! Sükûnetin boş sokakları, endişeli ruhları kendisine çeker!”

Quote by Mehmet Murat Ildan

Author

Mehmet Murat Ildan
Mehmet Murat Ildan

Mehmet Murat Ildan is a renowned Turkish writer born on May 16, 1965. His works span various literary forms including novels, essays, and poetry, and have gained widespread popularity among readers. more

You May Also Like

“Burası hep dedikleri gibi, “saray arkası yolu” ve hiçbir şekilde "Çırağan Caddesi" adını hak etmiyor. Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan ve trafiği her halükarda sıkışan bu yol, bir “cadde” değil, iki sıra ağacın arasına dökülmüş asfalt, ne kadar sağlam ve zengin yapılı olursa olsun, bir yolu cadde kılmıyor. Ki “cadde” dediğim, insanın kendini görünmez bir iktidarın şehrinde, geniş bir uzamda özgür ve yalnız hissedebileceği bir yer. Oysa bu yoldaki çok uluslu saray-otel işletmeleri, modern enderunlar, restore edilmiş dergâhlar, sosyete paşalarının toplantı merkezleri, son sarayın sözde kamulaştırılmış bahçesi ve eski saray çalışanlarının müştemilatları arasında insan kendisini “kul”laşmış, saraylıların esiri olmuş hissediyor.”

“You know how your eyes can deceive you at times--how a group of shapes and shadows can take on a certain form and then shift into another? It wasn't really like that; there was no physical change in him, he was exactly the same as he'd always been. I knew every line of his long body and every curl on his disheveled black head. I'd just never seen him before. you know what I'm trying to say, don't you? The change is in the heart.”

“(...) onu yöneten aslında kendisi değil; duyguları, sabırsız kişiliğiydi. Bir şeyler olacaksa hemen olmalı ya da hemen olmuyorsa hiç olmamalıydı ona göre. İçinde onu kontrol eden laftan anlamaz bir çocuk yaşıyordu ve Can, bu çocuktan nefret ediyordu. Bazen gerçekten de uzun sürecek bir şeyi, gerçekleşmesi mucize olacak kadar kısa bir süre de olsun istiyor ve haliyle o kadar kısa sürede gerçekleşmeyince de umutsuzluğa bürünüp kendi benliğine saldırıyordu.”

“Görünmez bir yangın tüm benliğini kuşatmış, kül etmişti. Acı duymaktan çok yaşama nefret duyuyordu. Oturup kaldığı kaldırım taşından gözlerini parkın çimlerine dikmiş ve yeşilliğin içinde kendine yaşanabilecek başka bir dünya arıyordu. İçinde yaşadığı acımasız, adaletsiz ve kanla beslenen dünyadan ayrı, zıt bir dünya arıyordu gözleri. Ağlamak istiyordu. Belki ağlasa iyi gelebilirdi fakat gözlerinden bir türlü yaş düşmüyordu.”