“Kim Olduysan O Ol” İlk “granit cümle” olan “Kim olduysan o ol” (Become who you are) düşüncesi, Aristoteles’e kadar uzanır ve oradan Spinoza, Leibnitz, Goethe, Nietzsche, Ibsen, Karen Horney, Abraham Maslow ve 1960’lardaki insan potansiyeli hareketi aracılığıyla günümüzdeki kendini gerçekleştirme (self-realization) anlayışına kadar aktarılmıştır. “Kim olduysan o ol” düşüncesi, Nietzsche’nin diğer ifadeleri olan “Hayatını tamamla” ve “Doğru zamanda öl” gibi öğütleriyle yakından ilişkilidir. Bu ifadelerin hepsinde Nietzsche, yaşanmamış bir hayat sürmekten kaçınmamız gerektiğini vurgular. Demek istediği şuydu: Kendini gerçekleştir, potansiyelini hayata geçir, cesur ve dolu dolu yaşa. Ancak o zaman, ve yalnızca o zaman, pişmanlık duymadan ölebilirsin.” NietzscheFelsefeYaşamöLümGüneşe BakmakPişmanlıkPotansiyelVaroluşçulukKendini Gerçekleştirme Author:Irvin Yalom (Author)
“Amacım, kimseyi geçmişin pişmanlık denizinde boğmak değil; nihayetinde kişinin bakışını geleceğe çevirmesini sağlamak ve şu potansiyel olarak hayat değiştirici soruyu sormaktır: Şu anda hayatında ne yapabilirsin ki bir yıl ya da beş yıl sonra geriye dönüp baktığında, biriken yeni pişmanlıklarınla ilgili benzer bir üzüntü hissetmeyesin? Başka bir deyişle, pişmanlık biriktirmeden yaşamayı başarabilir misin?" Nietzsche’nin düşünce deneyi, yaşamı tam anlamıyla yaşayamamış olma hissinden kaynaklanan ölüm kaygısıyla baş eden insanlar için terapistin elinde güçlü bir araç sunar. Dorothy, bu duruma dair klinik bir örnek sağlar.” NietzscheYaşamGelecekPsikolojiGüneşe BakmakPişmanlıkTerapiAnlam ArayışıGeçmiş HatalaröLüm Kaygısı Author:Irvin Yalom (Author)
“DALGALANMA (RIPPLING) Yıllar süren terapistlik deneyimlerim boyunca, bir kişinin ölüm kaygısını ve hayatın geçiciliğinden duyduğu sıkıntıyı hafifletmek için ortaya çıkan fikirler arasında, dalgalanma fikrini özellikle güçlü buldum. Dalgalanma, her birimizin—çoğu zaman bilinçli bir niyetimiz ya da farkındalığımız olmadan—başkalarını etkileyen ve bu etkinin yıllar hatta nesiller boyunca sürebileceği iç içe halkalar yaratması anlamına gelir. Yani, başkaları üzerindeki etkimiz, tıpkı bir gölete atılan taşın yarattığı halkaların giderek yayılması gibi, diğer insanlara da aktarılır; bu halkalar artık görünmez hale gelse bile nano düzeyde devam eder. Kendi varlığımızdan bir parçayı—bilsek de bilmesek de—geride bırakabileceğimiz fikri, sınırlı ve geçici bir varoluşun kaçınılmaz olarak anlamsızlık doğurduğunu savunanlara güçlü bir yanıt sunar. Dalgalanma, ille de geride bir isim ya da imaj bırakmak anlamına gelmez. … Kişisel kimliği sonsuza dek koruma çabaları her zaman boştur. Geçicilik kalıcıdır. Benim kullandığım anlamda dalgalanma, yaşam deneyiminizden bir şeyi geride bırakmakla ilgilidir: bir özellik; bir bilgelik kırıntısı, bir rehberlik, bir erdem, bir teselli… bunların her biri tanıdık ya da tanımadık kişilere aktarılabilir.” YaşamöLümPsikolojiKaygıGüneşe BakmakGeçicilikMirasAnlam ArayışıDalgalanmaRippling Author:Irvin Yalom (Author)