Quotessence
Home / Quotes / Quote by Çetin Çetintaş

Quote by Çetin Çetintaş

Work

Author

Çetin Çetintaş

Browse famous quotes and profile details for Çetin Çetintaş. more

You May Also Like

“Çoğu kişi, varoluşun amacının vatanına, ailesine, ekonomisine, ama aynı zamanda kendi kendisine hizmet edip bol bol tüketmek olduğuna inanmayı yeğler. Oysa içlerinde bir boşluk da hisseder ve her gün kendi kendilerine şöyle derler; Hayır, var olmak bundan ibaret olamaz.. Ama bu söylediklerini hemen unutmaya çalışırlar."..."Dolayısıyla bizler, içi boşalmış, söyleyen herkes tarafından eskitilmiş sözcükleri kullanmak yerine, var olan şeye teşekkür etmeyi yeğliyoruz. Sözgelimi şöyle diyerek: Çayırda tek tek çiçekler açıyor.”

“Kim Olduysan O Ol” İlk “granit cümle” olan “Kim olduysan o ol” (Become who you are) düşüncesi, Aristoteles’e kadar uzanır ve oradan Spinoza, Leibnitz, Goethe, Nietzsche, Ibsen, Karen Horney, Abraham Maslow ve 1960’lardaki insan potansiyeli hareketi aracılığıyla günümüzdeki kendini gerçekleştirme (self-realization) anlayışına kadar aktarılmıştır. “Kim olduysan o ol” düşüncesi, Nietzsche’nin diğer ifadeleri olan “Hayatını tamamla” ve “Doğru zamanda öl” gibi öğütleriyle yakından ilişkilidir. Bu ifadelerin hepsinde Nietzsche, yaşanmamış bir hayat sürmekten kaçınmamız gerektiğini vurgular. Demek istediği şuydu: Kendini gerçekleştir, potansiyelini hayata geçir, cesur ve dolu dolu yaşa. Ancak o zaman, ve yalnızca o zaman, pişmanlık duymadan ölebilirsin.”

“Yalnızlığın iki türü vardır: gündelik yalnızlık ve varoluşsal yalnızlık. İlki kişiler arasıdır; diğer insanlardan yalıtılmış olmanın yarattığı acıdır. Bu tür yalnızlık—genellikle yakınlıktan korkma, reddedilme, utanç ya da sevilmeye layık olmadığını hissetme gibi duygularla bağlantılıdır—hepimize tanıdık gelir. Aslında psikoterapide yapılan çalışmaların çoğu, danışanların başkalarıyla daha samimi, besleyici ve kalıcı ilişkiler kurmayı öğrenmelerine yardımcı olmayı hedefler." …. "Yalnızlığın ikinci biçimi olan varoluşsal yalnızlık, daha derindir ve birey ile diğer insanlar arasındaki aşılmaz uçurumdan kaynaklanır. Bu uçurum yalnızca her birimizin hayata tek başına atılmış olması ve yine tek başımıza bu hayattan ayrılacak olmamızdan değil, aynı zamanda her birimizin yalnızca kendimize ait olan ve sadece bizim tarafımızdan tam olarak bilinebilen bir dünyada yaşıyor olmamızdan kaynaklanır.”