Quotessence
Home / Topics / Stephen King Quotes

Stephen King Quotes

Browse 343 quotes about Stephen King.

Stephen King Quotes

“It took me a while to figure it out, but it was faster after I got around that mental block. Walk or die, that's the moral of this story. Simple as that. It's not survival of the physically fittest, that's where I went wrong when I let myself get into this. If it was, I'd have a fair chance. But there are weak men who can lift cars if their wives are pinned underneath. The brain, Garraty. It isn't man or God. It's something... in the brain.”

“Lila harboured an unspoken belief that motherhood was the best possible rehearsal for a prospective police officer.. Mothers were naturals for law enforcement, because toddlers, like criminals, were often belligerent and destructive. If you could get through those early years without losing your cool or blowing your top, you might be able to deal with grown-up crime. The key was to not react, to stay adult..”

“Shall I tell you what sociology teaches us about the human race? I’ll give it to you in a nutshell. Show me a man or woman alone and I’ll show you a saint. Give me two and they’ll fall in love. Give me three and they’ll invent the charming thing we call “society”. Give me four and they’ll build a pyramid. Give me five and they’ll make one an outcast. Give me six and they’ll reinvent prejudice. Give me seven and in seven years they’ll reinvent warfare. Man may have been made in the image of God, but human society was made in the image of His opposite number, and is always trying to get back home.”

“Er würde in den Tag hineinleben, nicht nachdenken, würde Leute - sich eingeschlossen - in verzwickte Lagen bringen, und wenn es zu schlimm würde, würde er auf seine Härte zurückgreifen und sich aus dem Schlamassel befreien. Und die anderen? Die würde er zurücklassen, damit sie selbst schwimmen oder untergehen konnten. Fels war hart, und diese Härte prägte seinen Charakter, aber er setzte sie immer noch destruktiv ein”

“Zeigen Sie mir einen einzelnen Mann oder eine Frau, und Sie werden einen Heiligen oder eine Heilige sehen. Zeigen Sie mir zwei Menschen, und sie werden sich ineinander verlieben. Geben Sie mir drei, und sie werden das bezaubernde Ding erfinden, das wir » Gesellschaft« nennen. Geben Sie mir vier, und sie werden eine Pyramide bauen. Geben Sie mir fünf, und sie werden einen zum Paria stempeln. Geben Sie mir sechs, und sie werden das Vorurteil neu erfinden. Geben Sie mir sieben, und in sieben Jahren erfinden sie den Krieg neu. Der Mensch mag nach Gottes Ebenbild erschaffen worden sein, die menschliche Gesellschaft aber ganz sicherlich nach dem Ebenbild seines Gegenspielers, und sie will immer wieder nach Hause.”

“Evet anne." Ağzı kupkuruydu,ama kendine dudaklarını yalama izni vermeyecekti.Onun yerine sıkıca birbirine bastırdı.Babamın çalışma odasında kırmızı elbiseli küçük bir kız var ve kahkahalar atarak bir kenarına mengene monte edilmiş masanın altında saklanmış ve sıyrılmış dizlerini göğsüne çekip,sırtını bin çekmeceli büyük dolaba yaslamış halde oturarak daima orada olacak.Çok mutlu bir kız.Ama annemin salonunda çişini köpek gibi tutmayı beceremeyen çok daha küçük bir kız var.Küçük,kötü bir köpek yavrusu gibi.Ve ben aksini ne kadar dilesem de o daima salonda kalacak.”

“Bir gün buraya dönüp sana katılma teklifini tekrarlarsan muhtemelen kabul ederim Stu.İnsan ırkının laneti bu.Sosyallik.Aslında İsa şunu demeliydi. "Evet,hakikaten,iki ya da üçümüz bir araya geldiğinde bir başkasının canına okuyacak." Sana sosyolojinin bize insan ırkı hakkında bilgiler verdiğini söylememe gerek var mı?Bak şöyle anlatayım.Bana tek başına bir kadın ve ya erkek göster,sana bir aziz göstereyim.Sayıları ikiyi bulursa aşık olurlar.Üç olursa, 'topluluk' adını verdiğimiz şirin oluşum meydana gelir.Dört kişi olurlarsa bir piramit inşa ederler.Sayıları beş olursa biri dışlanır.Altı kişi olduklarında önyargıyı tekrar icat ederler.Yedi kişi olursa yedi yılda savaşı tekrar icat ederler.İnsan,Tanrı'nın yeryüzündeki yansıması olabilir,ama insan toplumu,şeytanın yansımasıdır ve daima eve dönmeye çalışır.”

“Onu hiç görmemişti;görmesine gerek yoktu.Öğle vakti mısırlar arasından geçen gölge,soğuk bir hava dalgasıydı.Sesi,onu korkutmuş olan bütün seslere bürünerek ona doğru geliyordu...yumuşakça konuştuğunda merdiven altındaki tosvuranböceğinin bir sevilenin öleceğini haber veren tıkırtısı; yükseldiğinde kıyamet gibi batıdan çıkıp gelen fırtınayla yıldırımlar oluşuyordu.Bazen de mısırlar arasında esen yalnız gece rüzgarının hışırtısından başka hiç ses olmaz ama adamın orada olduğunu bilirdi ve en kötüsü de buydu, çünkü yüzü olmayan adam Tanrı'dan sadece birazcık eksik gibiydi; o anlarda Mısır üzerinden sessizce uçmuş,kapının kanla işaretlenmediği bütün evlerdeki ilk evlatları öldürmüş kara meleğe dokunabilecek kadar yakın olduğunu hissediyordu.Onu en çok bu korkutuyordu.Korkusu onu yine küçük bir çocuğa çeviriyor,diğerlerinin onu gördüğünü,ondan korktuğunu ama korkunç gücünü sadece kendisinin görebildiğini biliyordu.”

“İnsanın en büyük iki günahının kibir ve nefret olduğu söylenir.Öyle mi sahiden?Bana göre bunlar en büyük iki erdem.Kibir ve nefretten vazgeçmek,dünyanın iyiliği için çaba göstermek anlamına gelir.Oysa onları beslemek daha asil bir davranıştır; siz dünyanın iyiliği için değil,dünya sizin iyiliğiniz için çabalayacak demektir.Muhteşem bir maceradayım. Harold Emery Lauder”

“Garraty thought that memories were like a line drawn in the dirt. The further back you went the scuffier and harder to see that line got. Until finally there was nothing but smooth sand and the black hole of nothingness that you came out of. The memories were in a way like the road. Here it was real and hard and tangible. But that early road, that nine in the morning road, was far back and meaningless.”