Quotessence
Home / Quotes / Quote by Mehmet Murat Ildan

Quote by Mehmet Murat Ildan

“Hiç kimsenin ulaşamayacağı bir yerde yaşamak istiyorsan şunu bilmelisin ki insanlar oraya ulaşmak için çok daha istekli olacaklardır çünkü sen onların merakını müthiş bir şekilde kamçılamış oldun!”

Quote by Mehmet Murat Ildan

Author

Mehmet Murat Ildan
Mehmet Murat Ildan

Mehmet Murat Ildan is a renowned Turkish writer born on May 16, 1965. His works span various literary forms including novels, essays, and poetry, and have gained widespread popularity among readers. more

You May Also Like

“Var olduğundan beri, her zaman ve her yerde "fikrinin peşine düşmek" insanın en değişmez uğraşlarından biri olmuştur. Bu alıştırma insana bir tatmin sağlar, bir yarar bulur onda; bu arayışın nereye götüreceğini sormaz kendine. Şu bir vaıkadır: Fantastik görünümlü fikirlerin; gerçek dünyanın uzun süre gizli kalmış hangi düzeyinin yansıması olduğunun keşfedilmesi yüzyıllar, hatta binyıllar alsa bile zihne ait güçlerin olanaklarının araştırılması daima bir yere varır - bilimsel düşüncenin, özellikle de matematiğin tarihi bunu ispatlar.”

“Yak benim her kitabımı, ve git - insanlara yardım et! Kitaplarda değil, kanında tut beni. Yak dünyadaki tüm eski bilgeliği, ve git, kendi bilgeliğini yaz kendin!”

“Hayat ve ölüm bir arada var olur evlat. Birini ötekinden ayrı düşünemezsin. Hayatta inandığın ne varsa, onlar için savaşırsın. Kuvvetle inandığın bir şey uğruna savaşıyorsan, her şeyini verirsin. İhtiyaç olursa, hayatını bile. Hayatta kalmak için savaştan kaçmak mı, öleceğini bilerek savaşmak mı? Kimilerine göre bu savaşçının tenakuzudur. Hâlbuki gerçek bir savaşçının kafasında böyle bir tenakuz yoktur. Doğumu kadar ölümünü de sıradan bilmiştir. Ölümü kabullendiği an bağlı bulunduğu her şeyden azat olmuş ve o zaman gerçekten yaşamaya başlamıştır. Hiçbir savaşçı boş yere doğmamış, boş yere savaşmamış, boş yere de ölmemiştir.”

“tuhaf zamanlardayız sevgilim… gecenin bir yarısı kapıyı çalan ışığı öldürmeye geliyor. ışığı zulalamak en iyisi… ellerinde kanlı satır ve sopalarla köşe başlarını tutmuş kasaplar. tuhaf zamanlardayız sevgilim… dudaklardan gülmeleri kazıyorlar, ağızlardan şarkıları. neşeyi zulalamak en iyisi… zambakların ve leylakların ateşinde kanaryaları közlüyorlar. tuhaf zamanlardayız sevgilim… cenazemizde şölen yapıyor şeytan, kendinden geçmiş, zaferine kadeh kaldırıyor. tanrıyı zulalamak en iyisi…”

“Varoluşla ilgili en güzel şey şudur ki zamandaki herhangi bir an herhangi bir şeye bir başlangıç noktası olabilir! Bir başka deyişle, hayatımızın her anı yeni yolların bilinmeyen veya kapalı kapıları için bir anahtara sahiptir!”

“Pokud jsem byl u toho (a jistěže jsem úplně u všeho nebyl), úplně první explicitní otázku, zda zamýšlíme zakázat KSČ, vyslovil nahlas - příznačně - cizinec, britský konzervativní filozof a publicista Roger Scruton, a to 6. ledna 1990 při besedě tehdy již prezidenta Václava Havla s brněnskými studenty v Moravském národním divadle. Havel a několik lidí z pražského a brněnského OF seděli na pódiu a Rogerův hlas se během diskuse ozval odněkud z výšin třetí galerie. Neviděl jsem ho, ale poznal okamžitě podle jeho ráčkování, ačkoli jsem se s ním nemohl setkat několik let - Československo měl od jisté doby, po mnoha návštěvách, ostatně také u nás doma, zakázané. Mezitím jsem já překládal jeho knihy o konzervativním názoru na svět, na politiku. Havel mlčel, zdál se mi poněkud zaskočen, potutelně se usmál, otočil se ke mně a tiše, i když srozumitelně pro celé napjaté divadlo řekl: To bude nejspíše otázka pro tebe Petře, že...Nebyl jsem na ni ani trochu připraven, nikdy nikde do té doby jsme o možnosti zákazu KSČ nemluvili. Nějakou chvíli, možná i předlouhých pět vteřin, jsem mlčel a přemýšlel. Pak jsem do hrobového ticha toho obrovského prostoru řekl, co mně přišlo naprosto spontánně na mysl jako sukus mé životní filosofie, jako extrakt mé disidentské zkušenosti, totiž že si myslím, že daleko lepší než je zakázat by bylo porážet je ve svobodných volbách...Ozval se mohutný potlesk divadla narvaného studenty od podlahy až ke stropu.”