Quotessence
Home / Topics / Türk Edebiyatı Quotes

Türk Edebiyatı Quotes

Browse 350 quotes about Türk Edebiyatı.

Türk Edebiyatı Quotes

“Atları kölelerimiz gibi kullanıyoruz; köpekleri zincirliyoruz; tavuklardan yumurta, arılardan bal çalıyoruz; timsahlardan cüzdan yapıyoruz, kuşları hapsediyoruz, arenalarda boğalara işkence ediyoruz; sirklerde aslanları kırbaçlıyor, kaplanları dövüyoruz! Biz neyiz? Kesinlikle ahlaki yaratıklar değiliz!”

“Çöken imparatorluk, aydınlarını da, uçuruma beraber sürüklemekteydi. İslamcılığın 350 milyonla sayılan kalabalığı, Turancılığın yüz milyonla hesaplanan uçsuz bucaksız stepleri üzerine kurulan hayaller, Balkan bozgunundan sonra, asırlık baskılarla hadım edilmiş sinirlere, şehvet! bir kımıldama vermiş, dört yıllık kanlı' boğuşma bu bunak sinirleri işte bu bitkin kımıldamanın tam ortasında çekip koparmıştı. Osmanlı aydınları için artık geçmişe sığınmaktan başka çare yoktu ama artık sığınacak geçmiş neredeydi?”

“Zamanın hâkim sosyal fikri (din) olduğu, herkes servetini, canını, şerefini ona bağladığı halde, onu kurtarıp yaşatalım derken nasıl da kolayca berbat etmişlerdi. İşte, her vesika, her ferman, her kadı mahkemesi hükmü, dini, başka başka kazançlara alet edebilmek için, akıl almaz şeriat hileleriyle dolu.”

“İstibdat demek eşitsizlik demektir. Alçak isibdat! İstibdat yalnız birkaç kişinin değil, bütün milletin geleceğini söndürür. İstibdat Allah’ın bir mutlu bağışı olan dillere kilit vurur. İstibdat alçaklara, yiğitleri ezdirir. Dedelerin kanlarıyla sulanmış bunca ülkelerimizin elde çıkması istibdadın yüzünden... Evet... Her kötülüğün kaynağı istibdat değil midir? Aklımız her şeye ererken bizi fenlerde bilgilerde geri bırakan istibdat değil midir?”

“Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek, ayılara yem olmayı başından kabullenmek demektir.” Elinin tersiyle Naîmâ Tarihi’nin cildine yavaşça vurdu. “‘Köprüyü geçene kadar ayıya dayı derler,” sözü, su katılmamış Osmanlı sözüdür... Osmanlıların, tarihleri boyunca iki karışlık köprüleri bile neden geçememiş olduklarını bundan daha iyi anlatan bir başka söz yoktur. Osmanlı, hiçbir zaman, ayılara dayı demeden köprü geçmeyi göze alamadı. Bugün bile, İstanbul’un politikacıları Ankara’yı, ayılara dayı demediği için yadırgıyorlar.”

“Kâmil Bey, gazeteyi gönülsüz gönülsüz alıp yatağın önüne oturdu. Ne zaman bu pis gazeteyi okumak zorunda kalsa, ellerinin kirlendiği duygusuna kapılıyordu. Sanki kâğıdı pisliktendi. Bu pislik, Türkçeye işleyerek insanın beyninin içini bile kirletiyordu.”

“İnsanoğlu kendisi için neler yapmazdı. Neleri yok etmezdi. Bunun iyilikle, kötülükle ilgisi yoktu. Sadece insanoğlu olmak yeterdi. Sevim de kendisi de akıp giden gündelik hayatın dışına çıkmak, onu aşmak istemişlerdi. Şu veya bu yoldan. Suç buydu işte. Alışılmış düzenin ötesine geçmek istemekti.”