S Quotes
Browse famous quotes beginning with S. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.
“Sükûnete giden yol fırtınaların içinden geçer!”
“Süngerin suyu yoktur; önce su almadan su veremez! Bilgeliği elde etmek için süngerini farklı göllere, farklı okyanuslara, farklı nehirlere koy, yağmurun altına koy, mümkün olduğunca farklı suları emmesine izin ver ve daha sonra başkalarının bu zenginleştirilmiş suyu alabilmesi için süngerini sık!”
“Sürdürülebilir bir hayatın basit bir kuralı var: Çok çalış, sonra iyi bir tatil yap, sonra yeniden çok çalış ve yeniden iyi bir tatil yap... Bu düzeni, bu sıralamayı bozma!”
“Sürekli alıp satmak karlılık değil, duygusal tatmin yöntemidir ve buradan kar sağlanmaz, ancak enerji tüketilir.”
“Sürekli aynı yöne bakarak gerçeğe asla ulaşamazsın!”
“Sürekli olarak geleceği görmeye çalışanlar için en büyük tehlike, bugün olacaklardan habersiz kalmalarıdır!”
“Sürekli yanyana yürümek, her yere birlikte gitmek, birlikte yemek, yardımlarını esirgememek… Bunlardan fazlası olduğunu düşünüyorum aşkın. O da bana, aşkın bunlardan fazlası olduğunu söylüyor. Gerçek aşkın bunlardan çok daha fazlasını ihtiva eden, henüz anlaşılamamış, insanın beynine yerleşen ve kalp atışlarını değiştiren bir organizma olduğunu söylüyor. Bir mikrop gibi… İnsanı zayıflatan bir mikrop. Bundan sonra aşkı o şekilde hayal etmeye başlıyorum ben de. Ama o, “mikrop insanın beynine yerleştiğinde iki farklı şey olur” diyor. “Ya aşkın –bundan fazlası- olduğuna inandığımız şeyleri tecrübe ederiz, ya da bunların hiçbirisini tecrübe etmeden, sırf aşkı bulduğunu söyleyen diğer insanlar gibi olabilmek için, onların yaptığı şeyleri taklit etmeye başlarız.”
Source: Oda
“Sürekli yürümeyi istediğin yolu düşünüyorsun! Bu yol hakkında hiç durmadan konuşuyorsun! Bu yolu sürekli olarak uzaktan izliyorsun! Bütün bunları bir kenara bırak kardeşim! Yola git ve yürü!”
“Să ai timp să gândești și să-ți dai frâu liber imaginației în societatea prezentă, care te ține ca pe un sclav ordinar fugărit la maxim în Lagăr, e un lux pe care numai mințile de peste un anumit nivel și-l pot permite.”
Source: De la Big Bang la Dumnezeu, mintea care te minte
“Să emigreze! Parcă un gentleman ar putea să-și părăsească patria!”
Source: The Age of Innocence
“Să fii optimist a devenit pentru mine... simplu...
un nou mod de viață.”
“Să fim noi, cel mai adevărat noi care a existat vreodată, fără să fugim. Şi noaptea să ne fie răsăritul – albă şi eternă ca toate visele noastre. Ca toate amintirile care s-au impregnat în pereții ăştia înnegriţi de fum.
Să ne povestim. Să povestim pahare de vin. Să nu te mai aştept.”
“să ne amețim
să ne amintim de bucurești
să fim melancolici timp de cinci minute
și apoi să ne întoarcem la ale noastre
să plecăm”
Source: Saga - bilete la clasa de mijloc
“Să nu uiți niciodată că cea mai bună armă a ta o constituie cunoștințele. Cu cât mai multe cunoștințe, cu atât mai bine,”
Source: Sorcery of Thorns
“Să nu urmărim, așadar, să facem noi înșine cele dumnezeiești, și să nu ne așteptăm ca Dumnezeu să le facă pe cele omenești. Trebuie să înțelegem bine acest lucru: noi săvârșim cele omenești, Rugăciunea lui Iisus, și Dumnezeu cele dumnezeiești, adică mântuirea noastră.”
Source: A Night in the Desert of the Holy Mountain: Discussion with a hermit on Jesus prayer
“Să nu-ţi vinzi sufletul,nu-l mai poţi răscumpăra.”
Source: Scrisoare de dragoste
“Să nu-ți pese înseamnă să privești în fața celei mai terifiante și mai dificile provocări ale vieții și totuși să treci la acțiune.”
Source: 4 Books Collection: The Subtle Art of Not Giving a F*ck, Life Leverage, How to be F*cking Awesome, Mindset with Muscle
“Să o spunem fără înconjur: deriva dinastică rămâne pentru România o pată ruşinoasă. Nu poate fi invocat un simplu accident al istoriei, e o dereglare izvorâtă din factori binecunoscuţi: insuficienta maturizare politică, cultura acceptării mai curând decât a rezistenţei, reflexulpaternalist... Românii l-au avut pe Ceauşescu fiindcă l-au meritat (nu toţi, dar mulți). Orice societate are ceea ce merită.”
Source: De ce este România altfel?
“Să te ştii într-un pom fructul care, de prea multă umbră, nu se poate coace vreodată şi să vezi chiar în faţa ta raza de soare care-ţi lipseşte”
Source: The Art of Worldly Wisdom: A Pocket Oracle
“Să îmbrățișezi trăsăturile definitorii ale regiunii în care te-ai născut este o formă de apartenență la o familie extinsă, dar fără obligațiile uzuale. Este un mod de a aparține unui grup, fără să se aștepte de la tine să faci vizite de Crăciun.”
Source: The Gospel According to Coco Chanel: Life Lessons from the World's Most Elegant Woman
“Sărutul este întotdeauna un alt popor și un nou popor. Ceva se naște o singură dată prin el. Și moare tot prin el, dar în aceeași clipă cu nașterea. Sărutul este o lume nouă, întotdeauna regenerată de chiar ivirea și pieirea ei printre noi.”
Source: Amo(u)r
“Są ludzie, którzy uważają, że rodzimy się po to żeby cierpieć. Inni sądzą, że naszym celem jest płacenie podatków, a jeszcze inni, że żyjemy po to żeby umrzeć, a później wrócić pod postacią jakiegoś wrednego gryzonia, którego celem też jest umrzeć. Dla odmiany ja uważam, że rodzimy się po to żeby zająć miejsce, w którym będziemy żyć dokładnie tak jak chcemy, wśród ludzi których kochamy. W willi skąpanej w słońcu.”
Source: Piąty poziom
“Sıcak bir ev, her çocuk için en iyi yılbaşı hediyesidir!”
“Sıcak bir yürek çok düşük sıcaklıklarda bile bizi ısıtabilir; soğuk bir yürek çok yüksek sıcaklıklarda bile bizi dondurabilir!”
“Sık sık balkondan yarı beline kadar sarkarak sokağı gözlüyor genç kız. İçi içine sığmıyor, duyguları dalgalı bir deniz gibi; bir yükselip bir alçalıyor. Ahmet henüz eve gelmediği için endişeleniyor. Kim bilir şehrin hangi sokağında, kimlerle beraber diye merak ediyor.”
Source: Anlat Dedi Hayat
“Sıklıkla düşünürüz ki dünya evlerimizin inşa edildiği zemindir! Fakat bilimsel olarak söylersek, uzay zemindir ve dünya da bu zemine inşa edilmiş ev!”
“Sıklıkla söylenir, biz zamanda yalnızca bir anız! O halde insan için en iyi meydan okuma şudur: Bunu değiştirmek! Zamanda iki an olmak, üç an olmak, dört an olmak, zamanın tamamında olmak!”
“Sıklıkla şu sorunun sorulduğunu duydum: Yakın arkadaşları olan bir insanın terapiste ihtiyacı olur mu? Yakın dostlar iyi bir yaşam için vazgeçilmezdir. Dahası, eğer bir kişi iyi arkadaşlarla çevriliyse ya da (daha da önemlisi) kalıcı ve derin ilişkiler kurma kapasitesine sahipse, terapiye ihtiyaç duyma olasılığı çok daha düşüktür. Peki o zaman iyi bir arkadaşla terapist arasındaki fark nedir? İyi arkadaşlar (ya da kuaförünüz, masözünüz, berberiniz ya da kişisel antrenörünüz) destekleyici ve empatik olabilirler. İyi dostlar sevgi dolu, güvenilir sırdaşlar olabilir ve ihtiyaç anında yanınızda olurlar. Ama yine de önemli bir fark vardır: sadece terapistler sizi 'şu an ve burada'da (here-and-now) yakalama eğilimindedir.
'Şu an ve burada' etkileşimler (yani, birinin anlık davranışına dair yapılan yorumlar), gündelik sosyal yaşamda çok nadiren meydana gelir. Eğer olursa, bu ya çok derin bir yakınlığın ya da yaklaşan bir çatışmanın işaretidir (örneğin, “Bana bakış tarzını beğenmiyorum”) ya da bir ebeveyn-çocuk etkileşiminin (“Ben konuşurken gözlerini devirmeyi kes”) göstergesidir.”
“Sıkı bir çalışmanın ortasında olmaya rağmen, insanları selamlamak için yorgun bir gülümsemeden daha değerli bir şey yoktur!”
“Sıkıca kapalı bir kapının önünde ısrarla beklemek, bütün açık kapılara karşı bir haksızlıktır! Açık kapılara bir şans ver!”
“Sıkılmak, bu harikalar gezegeninde yalnızca aptal insanlara mahsustur! Akıllılar için, hayatın en basit şeyleri bile - güneşin doğuşu veya batışı gibi - eğlencenin harika birer kaynağıdırlar!”
“Sıkıntı hissi sizin içsel yolculuğa çıkmaya hazır olduğunuza dair bir işarettir.”
“Sınırların hayatını sınırlar!”
“Sınırlarını başkalarına dayatmaya çalışma çünkü herkes farklı yeteneklere sahiptir ve her yeteneğin sınırları farklıdır!”
“Sınırlı bir zihin sınırlı bir dünyaya sahip olur!”
“Sınırsız bir evrende sınırlı bir hayata sahip olmak hiçbir şey değildir; sınırlı bir evrende sınırsız bir hayata sahip olmak hiçbir şey değildir; sınırsız bir evrende sınırsız bir hayata sahip olmak, işte bu bir şeydir!”
“Sınırsızlık senin sınırın olsun!”
“Sıra dışı güzellikler yaratmakta, basit şeyler karmaşık şeylerden çok daha yeteneklidirler!”
“Sıra dışı şeyler bulmak için sıradan sokaklara git!”
“Sıradan bir fikrin başka sıradan fikirler ve orijinal bir fikrin de başka orijinal fikirler üretme potansiyeli yüksektir! İşte bu yüzden sıradan bir fikir ürettiğinde hem sıradan fikirleri artırarak ve hem de orijinal fikirlerin artmasına katkı yapmayarak insanlığın ilerleyişine olumsuz bir katkı yapmış olursun!”
“Sıradan bir şehir yaratmak her zaman kolaydır, zor olan sıra dışı olanı yaratmaktır, huzurlu ve dinlendirici olanı, akıllı ve düzeyli, sanatsal ve edebi olanı, kısacası yaşanabilir olanı! Ve Zürih böyle bir şehirdir!”
“Sıradan sokaklarda vaktini ne kadar fazla harcarsan, o kadar sıra dışı şeyler öğreneceksin!”
“Sıradan sokaklardaki sıradan insanların olağan yaşamlarının güzelliği her zaman olağanüstüdür!”
“Sırlar Bilimi'nin yüce hakikati içerdiğini sakın unutma. Tam ve açık bilgi bizim geçtiğimiz yollardan geçmiş olan kardeşlerimize sunulabilir. Hakikati gönlüne göm. O sadece eserlerinde görünsün ve eserlerinde konuşsun.”
Source: Ölümsüzlüğe Uyanış
“Sırlarla dolu bir evrende yaşadığın için çok şanslısın! Sırlardan yoksun bir evrende yaşasaydın neyin peşinde koşacaktın? Durgun su gibi çürüyüp gidecektin! Ama şimdi çok heyecanlısın çünkü sırların peşindesin!”
“Sırtını gerçeğe döndüğünde, gerçek çok geçmeden senin önünde belirecektir!”
“Sığ bir insanla tanışınca onun hem bedenini hem de ruhunu göreceksin! Derin bir insanla tanıştığında, sadece vücudunu göreceksin! Ruhunu görmek için derinliklere in!”
“Sığ, derini keşfedemez çünkü ikisi de farklı seviyelerde yaşarlar ve benzer şekilde derin de en derinle buluşamaz! Farklı seviyelere ulaşmak için seviyeni değiştir!”
“Sığ insanlara derin şeyler söyleme ve derin insanlarla sığ şeylerden konuşma!”
“Słowa przecież rosną dopiero w człowieku razem z nim. Wytapiają się jak z rudy z jego trosk, udręk, cierpień, łez. Nikt nie otrzymuje ich w darze tylko dlatego, że się urodził, gdzie, kiedy. Ceną słów jest nasz los.”
Source: Widnokrąg