Quotessence
Home / Quotes / Quote by Tolga Gökçen

Quote by Tolga Gökçen

Work

Yalnızlaşan İnsan

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Tolga Gökçen

Browse famous quotes and profile details for Tolga Gökçen. more

You May Also Like

“Aklında varoluş, kanında yüksek derece alkol, omuzlarında dünya, bacaklarında yorgunluk; ağır yaralarına rağmen halen savaşmaktan geri durmayan bir asker gibi yürüyordu. Kudurmuş denizlerde sarhoş bir gemi gibiydi, sallanıyordu; evet vardı, yer kaplıyor, çarpıyordu insanlara; yoksa bir boşluk nasıl çarpabilirdi bir varlığa? Ama yoktu, tek hissettiği yalnızca hiçlik ve boşluktu. Onların arasında asla var olamıyordu. Düşündü. “İnsan nasıl hem var olup hem de yok olabilirdi?” Bilmiyordu. Aslında hiçbir şey bilmek istemiyor, sadece sonsuza dek uyumak ve her şeyi, kendini dahi tamamen unutmak istiyordu. “Uyumak ve unutmak: İşte bütün mesele bu!”

“+ Peki, sana klasik bir soru sorayım Can Bey. Neden kitap okuyorsun? Hiç düşündün mü? - Dünyaya katlanabilmek, benim gibi insanlarında var olduğunu bilmek ve bu dünyaya nasıl tahammül edebilirim, bunları öğrenmek için okuyorum. + Dünyaya nasıl tahammül edilebilirmiş peki? - Kayıtsız kalarak. + Bu kolay bir şey değil ama… - Hem de hiç ama hiç kolay değil.”

“Geleceğe doğru ilerlerken geçmiş şekilleniyor, yorumlar, insanlar ve dünya değişiyordu… Minik eller büyüyor, sertleşiyor ve yeni yaralar ekleniyor ardından yaralar da iyileşiyordu. Pürüzsüz bebeksi yüzler çizgi çizgi kırışıyor, gülümsemeler azalıyordu. Zamanla “her şeyi yapabilirim” inancı zihnin dar çukurlarına gömülüyordu. Yenilgilerden alınan dersler sayesinde artık “hiçbir şey yapmak istemiyorum” deniyordu. Zamanı insan kendi elleriyle yaratmıştı. Ölümü kendi elleriyle tasarladı. Milyarlarca canlının ölümüne sebebiyet veren savaşları, salgınları, fitne ve fesatlıkları; hepsi birer insan eseriydi… En kötücül ressam, en acımasız tanrıydı İnsan. Kendi türünün düşmanı ve yaşadığı dünyanın gelecekteki katiliydi… Anlamlar yakıtıydı ve sürekli anlamlar yaratarak geçerdi ömrü… Cevabı olmayan soruların cevaplarını ararken ölür, kaygılarla kuşatılır, geçmiş acımasızca boğazına yapışır ve sıkardı. İnsan hep ölür, ama mutlu bir ölüm çok az görülürdü…”