Quotessence
Home / Topics / Hayat Quotes

Hayat Quotes

Browse 302 quotes about Hayat.

Hayat Quotes

“Hayatta hiçbir şey, uğrunda ölmek için istenmez. Her şey yaşamamız için olmalıdır. Hatta biraz ileri gideyim, kendi yaşamamız için... Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun! Yaşamak, herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yaşamak, insanlara hâkim olarak, kuvvetli, belki de biraz zalim olarak yaşamak... Dünyada bundan başka istenecek ne vardır? Hayatını bu gayeye vakfet, görürsün, nasıl birdenbire canlanacaksın!”

“Sağ olsun ablam tüm kırgınlıklarını kenara bırakıp koşa koşa yanıma geldiğinde hayata tutunmak için tek ihtiyacımın ailem ve dostlarım olduğunu anladım. Bir daha da hayat ne getirirse getirsin yıkılmadım. Niye biliyor musun evlat? Çünkü bu dünyada seni sen olduğun için seven birkaç insan bulduysan, sevdiğin bir işi yapıyorsan, hele bir de ait olduğun yerde yaşıyorsan çok şanslısın demektir.”

“Herkes senden, durumuna, geldiğin yere, yetiştirilme tarzına, ırkına, ya da diğer değerlerine ve değersizliklerine göre davranmanı ve bunlara uygun biri olmanı bekler. Olma. İnsanları değiştiremezsin. Çünkü her zaman bir bahane bulacaklar ve inan bana, bir noktada kötü olan hep sen olacaksın. Saf salak gibi kötü olma, kendin olmak kötü olmaksa, kötü olmanın hakkını ver de ol bari.”

“«Hayır, senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil. Kayıtsızlığın. Yenilgilerini senden daha zeki ve yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. Seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacak.» …… «Senin orta düzeydeki kimselere karşı duyduğun aşağılıyıcı nefret, onlardaki geniş, kapsamlı kuvveti görmene engel oluyor. Sen kendi parlaklığının orta yerinde dururken, gözlerin öylesine kamaşıyor ki, odanın kuytu, karanlık köşelerini göremiyorsun. Oralarda kalabalıkların, beyinsiz insan kalabalığının ne tehlikeler hazırladığını görecek şekilde gözlerini ayarlayamıyorsun. Ben sana bunları söylerken bile, sevgili öğrencim, sen kendinden yeteneksiz kişilerin, sayıları ne kadar çok olursa olsun, seni yenebileceklerine inanmakta güçlük çekiyorsun. Oysa biz artık orta düzeydeki insanların çağında yaşıyoruz. Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür... fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder... hiç bıkmaz. Amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. Çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. O ölümsüz tekdüzelikleriyle. Kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır. Gözlerini bir an için sanata çevir. Bak, Kabuki can çekişirken, No beri yanda sürünürken, şiddet romanları kalabalıkları nasıl peşinden sürüklüyor. Dikkat edersen hiçbir yazar romanına kahraman olarak gerçekten üstün bir insan tipi seçmeye cesaret edemiyor. Çünkü seçerse, kalabalığın içindeki orta düzeydeki insan öfkelenecek, utanacak, ve kendisini savunması için kendi yojimbo'-sunu, yani eleştirmenleri ortaya sürecektir. Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama, kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kollan vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar.» «Hâlâ Go'dan mı söz ediyoruz, hocam?» «Evet, Go'dan. Ve onun gölgesi olan hayattan.»”

“(...) ama doğru dediğimiz şey göreceli. Tıpkı ahlak, suç, aşk ve diğer konular gibi. Benim doğrularım onun için de doğru, ama dünyanın bir başka köşesine gittiğimizde bizim doğrularımız başkaları için yanlış olup çıkabiliyor. Dünyayı tüm netliği ile gösteren cümlelermiş… İşte dünyanın tüm netliği şudur: Cehennem! Yaşadığımız dünyanın anlamsızlığını anlamak ve bunları tüm netliği ile görmek, yaşayan insanın kâbusu…”

“Bir şekilde her birimiz hayatımıza devam ediyoruz, diye düşündüm. Ne kadar büyük ve ciddi bir kayıp yaşasak da, ne denli önemli bir şey elimizden alınmış olsa da ya da sadece üzerimizdeki deri aynı kalıp kendimiz tamamıyla farklı bir insana dönüşmüş olsak da, sessizce yaşamımızı sürdürüyoruz. Bizim için belirlenmiş zamanın sonuna doğru gittikçe yaklaşıyor, ardımızda bıraktığımız zaman dilimi uzaklaşıp kaybolurken ona veda ediyoruz. Gündelik hayatın sonu gelmez işini gücünü tekrar tekrar -bazı durumlarda büyük bir beceriyle- yaparak. Böyle düşününce büyük bir boşluk duygusuna kapıldım.”

“Dünya bizi bekliyor. Biz, dedim, etnik ya da coğrafi bir tarif değiliz. Kur'an'a hizmetle şereflenmiş bir ecdadın varisiyiz. Varisi olduğumuz, sanmayınız ki maddi bir hazzın ya da konforun kaynağıdır; vârisi olduğumuz hüzündür, acıdır, derttir ve gözümüzün içine bakmaya bile mecali kalmamış mazlum bir coğrafyadır. Biz mukaddes bir emanetin vârisiyiz.”

“Dünya bizi bekliyor ifadesini tashih edelim güzel kardeşler; dünya aslında sâlihleri bekliyor. Bize düşen sâlihlerden olmaya niyet ve salihlik yolunda gayrettir. Önce halimizi, sonra çevremizi ve nihayet bütün küreyi ıslah edecek bir sulh ü selamete ermek için nazarımızı sâlihlik ufkuna kilitlenmemiz gerekiyor. Bu hem vazifemiz, hem de mesuliyetimizdir, çünkü dünya dedelerinin torunlarını beklemiyor, dünya sâlih dedelerin sâlih torunlarını bekliyor.”

“İki dünyada mutluluğa giden yolların koordinatları Asr-ı Saadet'te saklıdır. Asr-ı Saadet herkesin kalp kağıdını bulabileceğini, ona göre yolunu çizebileceğini ve en önemlisi de azığını düzebileceği bir ibretler meşheridir. Herkes oradan yıldızını seçmeli, muradına giden yolun işaretlerini devşirmelidir.”

“Fatih, İstanbul'una doğru harekete geçtiğinde karadan, denizden ve yer altından olmak üzere birçok yol kullandı. Her birisinin, nihai darbeye giden yolda bir faydaı vardı muhakkak. Sen de okuyarak, düşünerek, az yiyerek, az uyuyarak, az konuşarak, çok çalışarak, vaktini iyilik veiyiliğin dostları ile değerlendirerek, içindeki karanlığa hamle üstüne hamle yap! Öyle kii karanlık başını alıp sana karşı hamle yapma fırsatı bulamasın. Sen içindeki karanlığı kendi hamlelerinle öyle meşgul et ki o sana karşı hep savunma durumunda kalsın.”