Quotessence
Home / Quotes / D Quotes

D Quotes

Browse famous quotes beginning with D. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.

All D Quotes

“Düşüncesi neyse insan odur; düşünce sayısı insan sayısından çok daha az olduğu için de, aynı düşünceyi paylaşan insanlar benzerdir. Düşüncenin maddi bir yanı olmadığından, bir düşüncenin adamı etrafında sadece maddi olarak toplanmış insanlar, bu düşünceyi hiçbir şekilde değiştirmezler." (Guermantes Tarafı, s.92) "Düşüncenin, insanların çıkarlarına bir katkısı olamayacağı ve onların avantajlarından da yararlanamayacağı için, aynı düşünceyi paylaşan insanlar, çıkardan etkilenmezler." (a.g.e. s.93)”

“Düşünmek kutsaldır; bırak her birey özgürce düşünsün! Düşündüğünü ifade etmek kutsaldır; bırak her birey düşüncesini özgürce ifade etsin! Eğer bunu yaparsan vicdanlı ve ahlaklı bir insan olduğunu kanıtlarsın! Eğer bunu yapmazsan sadece kendinin bir faşist olduğunu deklare edersin!”

“Düşünmemi öngördükleri şeyleri de düşünebilmekten tümüyle acizim, bir tarihi, bir işi, bir randevuyu; sabahın altısında mutsuzluğumun sınırsızlığından daha açık ve seçik algıladığım bir şey yok, çünkü asla kesilmek bilmeyen bir acı, hak edilmiş, tüm benliğimi saran bir acı,tüm sinir uçlarına eşit oranda dağılmakta, her zaman. Çok yorgunum, evet, size söyleyebilirim, çok yorgunum...”

“Düşünün. İdam mahkumlarını, daha sonra öldürebilmek için ölümü bekledikleri sırada canlı tutuyorlar. Mahkumları, zamanı geldiğinde yargılayabilmek için intihar etmesinler diye gözetim altında tutuyorlar. Hiç anlamlı değil. Birini ölüme mahkum etmek doğal ama insanların bunu kendilerinin yapması değil, öyle mi? Size ne düşündüğümü söyleyeyim: Kendinizi öldürmeye çalıştığınızda insanlar sinirleniyorlar; çünkü bu, onların sizin hayatınızı birazcık bile kontrol edebilmesini engelliyor. Hayatınızı “olması gerektiği gibi” değil de, kendi istediğiniz gibi sonlandırmanızdan hoşlanmıyorlar.”

“Dımê Lüya cambaze yena nat sono dot, zof bena sa ke, Dapire itha niya. Selıke darde we, sıtê Dapire kerd fekê ho sımıt, seke sımıt vake: “Ox, na sıtê Dapire çıxaşi weso, hore sımen-nêsımen qe mırd nêben, meste ki hore yen reyna sımen”. Seke Lüye uste ’ra ke dünike ra şêro tever, Dapire peê çêveri ra vejiye ame vake: “Dêma ke tuya yena na tholavê sıtê mı ser, tu ala vınde ez na kerdena tu tore verdan”. Dapire darıya huya de qolê fişte hawara ke purode ro, tavi na helm de Lüye thil bena remena, seke remena, hama dana Lüye ro, dımê Lüye çel beno, destê Dapire de maneno. Lüye cerena Dapire vero, vana: “Dapire, tore odvo ke reyna nin, sıtê tu nêtıren. Gonia ho ken tora, dımê mı bıde mı, ben hore pê çhalp-çhulpê ho ken”. Ma endi nae ‘ra têpia Dapire dımê Lüye qe dana cı, Dapire cıra vana: “Tı su, mıre sıte mı biya, ez ki dımê tu dan ve to”. Teseliya Lüye ke kote, hore terknena sona, sona kune era rae, xêle ke sona, senik ke sona, rae ra raste zu Bıza Kole bena. Bıza Kole Bıza Kole lüye ra perskena vana: “ewru qe çêfê tu çino, dıme tuyo rındeki re seviyo”. Lüye vana: “Bıza Kole! Bıza Kole! Seveno heve sıt bıde mı Sıt ben dan Dapire Dapire ki dımê mı dana mı Ez ki dıme ho ben pê çhalp-çhulpê ho ken”. Bıza Kole Lüye ra vana: “Mı ewru qe thoae fekê ho nê esto, so mıre tene velg bia, hore borine, sıt yeno cızıkunê mı, ez ki sıt to dine” Dara Velgi Narae Lüye oncia kuna era rae, sona, xele ke sona, yena cae de raste zu Darê bena. Dare Lüye ra perskena vana: “ma ve”

“Dış dünya âdeta el değmemiş bir orman ve az sonra neler olacağına dair başarılı öngörülerde bulunmaya tasarlanmış olan organizma, ardında aynı bu şekilde tasarlanmış daha çok bebek bırakacaktır. Mekân-zamanın nesneler ve eylemler olarak dilimlere bölünmesi, tahmin yürütmek için son derece hassas bir yöntemdir. (...) Nesneleri sınıflar altında toplamak - yani zihincede sınıflar şeklinde etiketlemek - bir kişi bir varlık gördüğünde, kişinin doğrudan gözlemleyebileceği özelliklere kıyasla gözlemleyemeyeceği özellikler ile ilgili çıkarım yapmasına imkân sağlar.”

“Dışarıdan bakan birinin dalgalı dalgalı göreceği yüzünde, merak izi bile bulamayacağı, umut izi bile sezemeyeceği yüzünde, salt gözleri canlıdır sanki adamın. Gökyüzüne bakar. Bugün belki güneş çıkmıştır diye, çıkacaktır diye. Bugün olmazsa yarını var bunun, daha öbür günü var. Ama pencerenin önüne geldiğinde, kesinlikle bildiği şu oluyor: Güneş bugün de çıkmayacak, görünmeyecektir… Oysa, daha yatağındayken, ışığın değiştiğinin farkına varmadıkça, pencereye gittiğinde güneşi görebileceğini nasıl aklına getirir bu adam? Daha önce de söyledik. Tuhaflıkları, gariplikleri var bu kişiceğizin… Umudu yüzüne bile çıkarmadan, biraz da alıkça, gönlünde besleyip duruyor…”

“Dželat mi prilazi i kaže: "Spustite glavu na panj i raširite ruke kad budete spremni, gospo." Poslušno spuštam ruke na panj i nespretno kleknem na travu. Osećam njen miris pod kolenima. Osećam bol u leđima i čujem krik galebova i nečiji plač. A onda odjednom, baš kad se spremim da spustim čelo na hrapavu površinu panja i raširim ruke da dam znak krvniku da može da udari, odjednom me preplavljuje talas radosti i žudnje za životom, i kažem: "Ne." Prekasno je, dželat je već zamahnuo sekirom iznad glave, vež je spušta, ali ja kažem: "Ne" i ustajem, pridržavajući se za panj da se osovim na noge. Osetim strahovit udarac na potiljku, ali gotovo nikakav bol. Silina udarca obara me na zemlju i ja ponavljam "Ne", i odjednom me obuzima buntovnički zanos. Ne pristajem na volju ludaka Henrija Tjudora, ne spuštam krotko glavu na panj i nikada to neću uraditi. Boriću se za svoj život i vičem "Ne!", pokušavajući da ustanem i "Ne", kad osetim novi udarac, "Ne" dok pužem po travi, a krv mi lipti iz rane na vratu i glavi i zaslepljuje me, ali ne guši moju radost u borbi za život iako mi on izmiče, i svedočenju, do poslednje g časa, o zlu koje Henri Tjudor nanosi meni i mojima. "Ne!", vičem. "Ne! Ne! Ne”

“Dưới chân cầu, sông thản nhiên trôi. Trên thành cầu, ngàn tỉ những câu vô nghĩa người ta thi nhau viết về một ai đó, một kỉ niệm nào đó. Tôi từng nhìn thấy những chiếc khóa tình yêu rỉ sét ở trên cây cầu này. Khi đó tôi tự hỏi lòng: mối tình của mấy người này còn sống hay đã chết? Không có gì tồn tại vĩnh hằng, mà sao người ta cứ phải tự huyễn hoặc mình và huyễn hoặc nhau?”