Quotessence
Home / Quotes / Y Quotes

Y Quotes

Browse famous quotes beginning with Y. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.

All Y Quotes

“Yeni Türkiye, Laik Ülke (Şiir) Benim kutsallığım ne camide ne de kilisede, benim kutsallığım sol yanımdaki cevherimde yaşar; yalansız, dolansız, kitapsız, kanunsuz - kutsallık hikayede değil, hayatta açar. Guzel kalp, cesur omurgan, akilli beyin, bunlar varsa imkansız hiçbir şey değil. Ya insan gibi yaşa ya da ormanda yaşa, kalp köktenciyse hiçbir kitap kutsal değil. Osmanlı Türkiye Müslüman olabilir, ama Atatürk'ün Türkiye Müslüman bi' millet değil, Atatürk'ün Türkiye laik bi' ülkedir - Atatürk'ün Türkiye'de her fikrin, her inancın, her kültürün bir evi vardir - bu benim Türkiye'm, bu senin Türkiye'n, ve bizim Türkiye'de her insana hoş geldin.”

“Yeni Yıl’da neye ihtiyacın var? Bir hayale ihtiyacın var; hayalinin de bir aksiyona ihtiyacı var ve aksiyonunun da doğru düşünmeye ihtiyacı var! Doğru düşünme olmaksızın sadece gerçekleşmemiş hayallerin olur!”

“Yeni Yıl, henüz boyanmamış bir tablodur; henüz ayakla basılmamış bir yol, henüz havalanmamış bir kanattır! Olaylar daha olmamıştır! Saat on ikiyi vurmadan önce şunu hatırla ki hayatını yeniden şekillendirme yeteneğiyle kutsanmışsın sen!”

“Yeni Yıl, Yeni Yemin (Şiir 111) Sen Müslümansan, ben de Müslümanım. Sen Hristiyansan, ben de Hristiyanım. Sen Yahudiysen, ben de Yahudiyim. Sen kâfirsen, ben de kâfirim. Ben bir garip aynayım, ışık sensin, ben yansımanım. İlk kıvılcım ben olabilirim, ama sensin cesur yangın. Dünya bir saltanat değil, ben değilim hiç bi' sultan - soğukta sıcaklık getiren her insan kahraman. Nefreti nimet olarak kabul etme, zincirleri zenginlik olarak kabul etme. Yıllar gelir, yıllar geçer, ama asla köktenciliği kutsallık olarak, hoşgörüsüzlüğü hükümet olarak kabul etme.”

“Yeni Zaman, Yeni Paşa (Kalpkomutan Şiir) Bana soruyor ki - kadere güveniyor musun? Neden güvenmeyeyim - tabii ki güveniyorum. Her an, her dakika, kaderin sonucudur, Ve dünyanın kaderini ben yazıyorum. Zafer yok, zeka yok, yine de umurumda değil; Hiç kötü kader amacımı bozamaz benim. Korku ve köktencilik kavgalarının ötesinde, İnatçı bir aşk umudu, desteğimdir benim. Ben kimim - neyim - biliyor musun? Acılar denizinde ilacın ışığıyım ben. Nefretin ortasında niyetin kıvılcımıyım, Hayvanlığın ortasında insanlığın cevabı ben. Kalbim benim dünyanın ilahi bir köprüsüdür; Her hayat, her hikmet, kalbimde yaşıyor. Hayatım benim dünyaya verilen bir hediyedir; Her dil, din ve kültür, kalbimde birleşiyor.”

“Yep. I just had a question for you. Your name is what, again?” “J.J., you know my name,” the guy said, now speaking more slowly. “You called me, remember?” “I know, I just needed to check something. If you could just tell me your name. Your full name.” I met Danny’s eye two seats down from me. He shook his head and then gave me a half shrug and eye roll combo, a series of tiny, quick gestures that I could nonetheless understand perfectly: No, I have no idea what he’s doing. But really, what did we expect? “Uh,” the guy on the other end said. “It’s Billiam. Billiam Kirby.” “Billiam!” J.J. said triumphantly, raising the phone above his head. “See? Did I tell you? Did I tell you?” Most of the guests just stared blankly back at him while my dad gave him the hand-across-the-throat gesture that in our family had always meant shut it down. “No way,” Rodney muttered, reaching for his wallet. “Dammit.” Danny sighed, tossing his napkin onto the table. “I owe him twenty-five bucks.” “He got me for fifty,” Rodney said, shaking his head.”

“Yep," I say, cutting a large slice of the Dutch Baby pancake and sliding it onto her plate along with two pieces of thick-sliced bacon. Then I serve myself, the fluffy pancake, doused in butter and lemon and confectioners' sugar, the bacon perfectly crispy and salty. "What happened? 'Cause that is some full-service lawyering; I'm clearly with the wrong firm. Damn this thing is delicious," she says in a rush, forking a large piece of pancake into her mouth and rolling her eyes. "I know, right?" I take a small bite, letting the flavors mingle, the light pancake, the tart lemon, the sweet sugar. Perfection.”

“Yep. We’re his Lieutenants,” Day answered, picking up the largest coffee cup Furi had ever seen and taking a huge gulp. “You guys had a trying evening last night, so we thought we’d check in on you.” Syn just nodded. “Hmm. Right.” “Nice bandage.” God peeked around his paper again angling his head at Syn’s hand. “Nothing broken?” Syn looked at his hand. “Furi wrapped it up for me last night. Just a little torn skin, it’s nothing really.” “He tried to be all tough but I had to blow on it to make it feel better.” Furi’s teasing had Syn smiling. “Glad you’re okay, Syn.” Day winked mischievously. Furi looked at Syn. “You just don’t realize how awesome it is to have such great bosses. Came to check up on you, considerate enough to bring you breakfast, I mean just all around awesome guys.” “Just wait for it, Furi,” Syn cut him off. “What?” Furi’s brow creased in confusion. “All the warm compliments you’re giving God and Day ... just wait for it.” Furi looked confused. “I don’t know what you’re–” “What else did you have to blow on to make feel better?” Day said around a snort. “Really hate to have missed that show, spanky.” Day smiled broadly at Furi. Furi groaned and dropped his head as he ran both hands through his hair. “You guys watched my videos.” “Hell yeah.” Day grinned. “For evidence and research purposes only,” God chimed in. “Five times,” Day yelled, punching God in his large bicep. “Okay guys. Shut up," Syn huffed. “I’m just saying, you lucky fuck. You get to date a hot porn puppy and we can’t say anything.” Day stared at Furi, completely ignoring Syn’s fuming.”

“Yer uncle said as how it looked a fine beast, and MacFarlane said 'twas a stubborn bastard, and in fact its name is Stubborn Bastard because they got so used to calling it that when it would no' let anyone ride it. Claimed he was thinkin' the beast a waste o' horseflesh and was considerin' killin' him when his daughter, yer lady wife, took an interest in him. He said she tamed it with a few soft words and an apple or two, and the next thing he knew it was following her around the bailey like a dog and letting her ride on him.”

“Yeryüzünde her şey, kesintisiz bir akış halindedir. Hiçbir şey kesin bir biçim almaz ve gözle görülür şeylere bağlanan sevgimiz de, doğallıkla onlarla geçer ya da değişir. Ya arkamızda kalan ya da önden giden bu sevgilerimiz, kimileyin çoğunlukla gerçekleşmeyen geleceği bildirir; bunlarda, gönlümüzün bağlanacağı sağlam bir nesne yok. Onun içindir ki yeryüzünde ancak geçici zevklerle oyalanabiliriz,; sürekli mutluluğun tatlılığına pek inanmam. En derin hazlarımızda bile "Şu anın tükenmez olmasını isterim," diyebileceğimiz dakikalarya var ya yoktur. Öncesinin özlemini ve sonrasının isteğini çektirip yüreğimizde boşluk ve kaygı bırakan geçici ruh durumuna nasıl mutluluk diyebiliriz.”

“Yeryüzünde iki çeşit politikacı vardır: Özgürlükleri genişletenler ve özgürlükleri kısıtlayanlar! İkinci grubun bir zafer kazanma şansı yoktur ve daima bir korku filminden ürkütücü karakterler olarak hatırlanacaklardır!”