B Quotes
Browse famous quotes beginning with B. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.
“Beklediğin tren istasyona geldiğinde bir hayalin gerçekleşir ve bir hayalin gerçekleşmesi boşluğa düşmektir çünkü artık sana yeni bir hayal gerekir; insanı diri tutan hayallerin peşinden koşmaktır!”
“Beklediğin tren istasyona gelsin ve seni alıp götürsün diye umutla beklerken, o tren gelmesin ve sen de hiçbir yere gitme diye dua eden insanlar olabileceğini hiçbir zaman aklından çıkarma!”
“Beklediğin trenin geleceğinden hiçbir şekilde şüphe duymuyorsan, beklediğin trenin gelmesi neredeyse kesinleşir!”
“Beklediğin trenin gelmemesi bir felaket değildir; felaket, gelmeyecek bir treni beklemeye devam etmektir!”
“Beklediğin şeyin beklediğine değmediğini gördüğünde, artık bu bekleme saçmalığını bir kenara bırakıp yeni bir stratejiye geçmen gerek: Beklememe stratejisi, 'bulmak istediğin şeyi hiç beklemeden bizzat arama' stratejisi!”
“Bekleme artik, ve yürü, hiç durma, hedefine ulaşana kadar.”
Source: Little Planet on The Prairie: Dunya Benim, Sorumluluk Benim
“Beklemediğim bir şekilde onun da bana meydan okuyup hislerime karşılık vermesiyle beynimde başlayan fuzuli acılar, kalbimdeki kramplar ve bu kusurlu güzellikteki lahzaya karşı titremelerle sarsılan dudağımı, onun dudaklarına götürdüm ve gözlerimi kapattım. Sıcaklığının tüm bedenime yayılmasını beklerken, içimden bir şeylerin uçup gitmesini bekliyordum. Oysa tahmin ettiğimden daha feci bir şekilde sarsılarak, kanatlarını ciğerlerine saplaya saplaya boğazımdan çıkmaya çalışan beyaz güvercinlerdi beni yerime sabitleyen. Kımıldayamıyordum.”
Source: Oda
“Beklemek. Aşk konusunda öğrendiğim ilk ders buydu.(s.140)”
Source: By the River Piedra I Sat Down and Wept
“Beklemek, değişmesi mutlaka gereken bir durumda beklemek, bir çözüm olamaz ki. Aslında hep değişen şeyleri görememenin adı beklemek olabilir. Ama mutlaka değişmesi gereken, bir anda değişmesi gereken bir durum, durmakla, hiçbir şey yapmamakla sağlamlaşır ancak. Bunun adı beklemek olmaz, bunun adı miskinlik korkaklık olabilir.”
Source: Barış Adlı Çocuk
“Beklemek insana acı verir. Unutmak acı verir. Ama ne karar vereceğini bilememek, acıların en büyüğüdür.(s.117)”
Source: By the River Piedra I Sat Down and Wept
“Beklemek, insanın hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünürken çok şey yaptığı nadir bir hareket halidir. Hareket, tanımı itibariyle göz kırpmak dahil gözlemlenebilen her şeyi anlatırken, beklemek, bana kalırsa, harekettir.. Gözlemlenemeyen ama fevkalade çaba gerektirebilen bir hareket. Düşündüğünüz, olmasını istediğiniz bir durumun zamanının gelmesi için ödüle, hazza ulaşmayı ertelediğiniz, dikkat, duygu ve dürtü kontrolü becerilerinizi kullandığınız bir hareket. Bunu yapabilmek, yapmak için uğraşmak ve uğraşmaya devam etmek önemli. Bazen yapılacak iş, işi yapmaya devam etmektir. Bu da sabır gerektirir.”
Source: İnsan Her Koşulda
“Beklemek sıkıcıdır, beklemek zordur, ama yağmurlu bir günde beklemek, yağmurun meditatif sesleriyle huzur bulmak beklemenin acısını azaltır!”
“Beklemek yaşamı kısaltır!”
“Beklemek şarabı daha iyi yapar; fakat beklemek insanı çürütür! Bekleme, çünkü zamanın yok! Hızlı hareket et!”
“Beklemeye dönüştürelim, beklemeyi dön
Yokuşların öfkesini al, ellerini yadırga Kullanamıyorum üstümdeki hayatı
Buradan
Dön”
Source: Beni Nereden Vuralım?
“Beklenmedik bir ışıkla bir anda aydınlanabilirsin! Umudun tamamen bitmesini önleyen şey, hayatın bu 'neredeyse yokluktan bir anda sürpriz yardım yaratabilme' dehası ve lütfudur! Ama unutma ki hayat bu yardımı yapmaya senin inancın ve kararlılığına bakarak karar verir!”
“Beklenmedik olan hazırlıksız olanla buluştuğunda orada en büyük şaşkınlıkları buluruz!”
“Bekleyin' demişti. 'Burada bekleyin. Onlar size gelecek.'
'Kimler?' diye sormuştu Filipinli.
'Hayatının anlamını bulmuş olanlar. Hayatlarını adayacakları şeyleri bulmuş olanlar gelecek. Siz de kalplerini söküp, yerine, o şeyleri koyacaksınız. Sonra da kalpleri fırlatıp atacaksınız!'
'Ama...' demişti kızılderili. Kalpleri olmadan nasıl hayatta kalırlar?'
'Göreceksiniz!' demişti bina.
'Peki ya kimse gelmezse?' diye sormuştu Filipinli.
'Kim kalbinden vazgeçecek kadar kendini birşeye adayabilir ki?'
'Onu da göreceksiniz!' demişti bina.
'Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar?' diye söze girmişti kızılderili. 'Onlar ne olacak?'
'Onlar da, göğüslerinde birer et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da yaşamak demeye devam edecekler!'
Son soruyu Filipinli sormuştu: 'Neden şimdi?' Kimbilir bugün kadar kaç kişi hayatını birşeylere adadı? Neden şimdi çıktın ortaya?'
Son kez konuşmuştu bina: 'Çünkü DERDA adında bir çocuk doğdu!”
Source: AZ
“Bekliyorsun. Ruhun enerjiyi bir yere akıtarak dirilmek istiyor olası mı bu? Neye, kime akıtacaksın onu, kimi ortak edeceksin duygularına? Sana, senin eziyetine kim katlanabilir? Yalnızlığı kabul edemedin mi? Dostun kimdi senin? Bekliyorsun, sürekli bekleyişleri art arda ekliyorsun; seni seyrediyorum ve ses etmiyorum çünkü bekleyişin süslü bir imparatorluğu vardır. Umut silinene kadar güçlü bir direnişle dikilirsin tahtında. Sonra düşüş başlar. Başladığın yere dönüş. Kara anaforu bulma isteğiyle delice labirentlerinde acının dört dönmektir dönüş yeniden başlamak üzere düşüşe. Bir ömrün bekleyiş eziyeti içinde kıvranabilmek uğruna başa dönüşün bekleyişiyle geçmesini düşünebiliyor musun? Bu acı arayıştan kim kurtarabilir insanı? Sevgili mi? Dost mu? Boş inanç mı? Ülkü mü?”
Source: Cüce
“Bekliyoruz. Sıkılıyoruz. Hayır itiraz etme, sıkıntıdan patlayacağız, inkar edemeyiz bunu. Güzel. Peki. Bir değişiklik oluverince ne yapıyoruz? Fırsatı kaçırıyoruz. Hadi işe koyulalım. Birazdan her şey bitecek ve biz yeniden yalnız kalacağız, hiçliğin orta yerinde.”
“Bel Air, I am convinced, was laid out by some diabolic sadist who deliberately decided not to use a compass or a surveyor.”
Source: Memoirs Of A Mangy Lover
“Bel canto is to opera what pole-vaulting is to ballet.”
“Bel chose, and she chose right this time.
Head and heart and gut.
She closed the gap between her and Rachel, eyes fixing on the key, watering because she couldn't blink, blink and everything might disappear. Bel reached out, fingers gliding through the air, a shiver as she touched the skin of Rachel's palm. Warm, not cold.
She closed Rachel's hand around the key, into a fist. Skin to skin, bone to bone. Held it there, tight.
Eyes on her mom's.
She chose her.”
“Bel es un gran lector de mi “geología” y me ha dicho algunas cosas que ningún crítico ha dicho. Es que la verdad yo no escribo para los críticos, sino para los hombres con aserradero. (Pablo Neruda refugiado en un aserradero).”
Source: NERUDA CLANDESTINO (HISPANICA)
“BEL-IMPERIA: Oh let me go; for in my troubled eyes
Now may'st thou read that life in passion dies.
HORATIO: Oh stay a while, and I will die with thee;
So shalt thou yield, and yet have conquered me.”
Source: The Spanish Tragedy
“Bel m'es quant ilh m'enfolhetis
E·m fai badar e·n vau muzan!
De leis m'es bel si m'escarnis
O·m gaba dereir'o denan,
Qu'apres lo mal me venra bes
Be leu, s'a lieys ven a plazer."
full poetry
De dezir mos cor no fina
Vas selha ren qu'ieu pus am;
E cre que volers m'enguana
Si cobezeza la'm tol;
Que pus es ponhens qu'espina
La dolor que ab joi sana;
Don ja non vuelh qu'om m'en planha.
Totz trassalh e bran et fremis
Per s'Amor, durmen o velhan.
Tal paor ai qu'ieu mesfalhis
No m'aus pessar cum la deman,
Mas servir l'ai dos ans o tres,
E pueys ben leu sabra·n lo ver.
Ni muer ni viu ni no guaris,
Ni mal no·m sent e si l'ai gran,
Quar de s'Amor no suy devis,
Non sai si ja l'aurai ni quan,
Qu'en lieys es tota la merces
Que·m pot sorzer o decazer.
Bel m'es quant ilh m'enfolhetis
E·m fai badar e·n vau muzan!
De leis m'es bel si m'escarnis
O·m gaba dereir'o denan,
Qu'apres lo mal me venra bes
Be leu, s'a lieys ven a plazer.
Translation
The desire of my heart is endless and only devoted to her, beloved among all others. And my will, I guess, abuses me, if lust deprives me of her. For it's keener than a thorn, this pain that heals with joy, and for which I don't want to be pitied.
I’m all quivering shaking and shuddering from the love I feel for her, either when I sleep or when I stay up. Such is my fear of dying from this love that I can’t envision how to speak to her. I will remain her servant two or three years perhaps, before letting her know my feeling.
Neither dying nor living nor healing, I don’t feel any pain of my sickness, despite its tremendous intensity. I’m unable to scrutinize the mystery of her love, I don’t know whether she will agree to my passion, and even less when that could occur. For in her lies the entire Mercy that can lead me to enhance or to decay.
And I find magnificent that she panics me to this point, leaves me with a gaping mouth and bewildered! I enjoy when she scorns me, makes fun of me in my absence or even in front of me. For after the evil will come the good. And that can be soon, if such is her pleasure.”
Source: Dragonbane
“Bel, you sulphurous prick, how do you know?”
Source: Shadows
“Bela had thought she knew what love felt like, but when she saw Sanjay at the airport after six long months, her heart gave a great, hurtful lurch, as though it were trying to leap out of her body to meet him. This, she thought. This is it. But it was only part of the truth. She would learn over the next years that love can feel a lot of different ways, and sometimes it can hurt a lot more.”
Source: Before We Visit the Goddess
“Belafonte sent his people to pick me up and I went back and shook his hand, then went back to my little flat. I was very happy to have met a president of the United States - little me!”
“Belajar adalah membaca, utamanya novel dan komik.”
Source: Teknokra, Jejak Langkah Pers Mahasiswa
“Belajar bukan membuatmu lebih pintar, tapi lebih beradab.”
“Belajar dari debu, yang kau tiup tadi.”
“Belajar jadi manusia jujur selalu lebih menantang buatku.”
Source: Kisah Langit Merah
“Belajar mencintai adalah cara terbaik untuk mencintai, jangan abai dan lalai. Suatu saat ia akan sangat, dan sangat mencintaimu..”
“Belajar mencintai diriku adalah cinta yang bisa aku berikan untuk diriku.”
Source: Das Tagebuch der Lisa
“Belajar menulis adalah belajar menangkap momen kehidupan dengan penghayatan paling total yang paling mungkin dilakukan oleh manusia.”
Source: Ketika Jurnalisme Dibungkam Sastra Harus Bicara
“Belajar pada usia yang matang ada pulalah keuntungannya. Kami sekarang mengerti jauh lebih baik dan memahami segala sesuatu. Dan banyak hal yang dulu bagi kami mati sekarang menjadi hidup. Kami tertarik terhadap sangat banyak hal yang dulu tidak kami pedulikan, semata-mata hanyalah karena kami tidak mengerti. Alangka bahagia kami, apa bila sekarang ada seseorang yang dapat menerangkan hal-hal yang sangat menarik itu kepada kami. Guru-guru yang diam itu sekarang harus menjawab semuapertanyaan kami. Hari ini ada "bahasa". Anak-anak heran melihat apa yang kami lakukan, mereka tidak dapat mengerti apa yang kami lakukan. Aduhai! Bilakah saat yang bahagia itu akhirnya akan tiba, saat dimana bagi dunia kami boleh memeluk studi sebagai pengantin kami.”
Source: Surat-Surat Kartini: Renungan Tentang dan Untuk Bangsanya
“Belajarlah menjadi unik dan langka, bukan yang umum atau biasa saja. Dunia membayar mahal pada apa yang tak tergantikan.”
“Belakangan ini aku tidak tahu mana intensi tindakan dan pemikiranku yang sebenarnya dan mana yang hanya sebagai alasan agar bisa tetap melakukannya.”
Source: Kahve: Shamrock & Raven
“Belane, are you nuts?" Who knows? Insanity is comparative. Who sets the norm?”
“belated maternity has had its compensations; small children have a habit of conferring persistent youth upon their parents, and by their eager vitality postpone the unenterprising cautions and timidities of middle age.”
“Belatedly, Clary recalled something. "I thought you guys said only some of the vampire bikes could fly?"...[Jace:]"Only some of them can!" "How did you know this was one of them?" "I didn't!" he shouted gleefully...”
Source: City of Bones
“Belatedly, I notice how much easier it is to walk on these sticks when you can't feel your legs. Lesson number one for hooch wear, be drunk. It might make dancing more of a challenge, but I wasn't feeling a thing and it was beautiful.”
Source: Axel
“Belatedly, I realized that writing wasn't about fame or money, but an inner struggle of discipline and perfecting this skill.”
“Belatedly, I remembered that I didn’t need him. That I was my own woman. That I hadn’t married for love, and I wouldn’t love him even if he wanted me to because he was a villain from a storybook who I’d only allied myself with because the alternative was so much worse.”
Source: Dance With The Sword
“Belatedly, she cut herself a wedge of toast with omelet and lifted it into her mouth. It was nearly-but-not-quite-hot enough to burn her tongue. She tasted the sharpness of the onion, the smoothness of the egg--- somehow he'd managed to make it light and creamy, unlike the rubbery eggs she'd eaten in the library--- and the tang of the tomato.”
Source: The Spellshop
“Belfast during the Troubles looked like a different world.”
“Belfastas uncivilised as ever--savage black mothers in houses of dark red brick, friendly manufacturers too drunk to entertain you when you arrive. It amuses me till I get tired.”
“Belgarath and Garion effortlessly hurdled over the driftwood and loped off into the fog. "It's going to be a wet day," Garion noted soundlessly as he ran alongside the great silver wolf. "Your fur won't melt." "I know, but my paws get cold when they're wet." "I'll have Durnik make you some little booties." "That would be absolutely ridiculous, Grandfather," Garion said indignantly.”
“Belgarath turned back to Senji. “All right,” he said. “The Sardion came to Zamad. How?” “It’s said to have fallen out of the sky.” “They always do,” Beldin said. “Someday I’d like to see something rise up out of the earth –just for the sake of variety.”
Source: Sorceress Of Darshiva: (Malloreon 4)