Quotessence
Home / Quotes / B Quotes

B Quotes

Browse famous quotes beginning with B. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.

All B Quotes

“Beklemediğim bir şekilde onun da bana meydan okuyup hislerime karşılık vermesiyle beynimde başlayan fuzuli acılar, kalbimdeki kramplar ve bu kusurlu güzellikteki lahzaya karşı titremelerle sarsılan dudağımı, onun dudaklarına götürdüm ve gözlerimi kapattım. Sıcaklığının tüm bedenime yayılmasını beklerken, içimden bir şeylerin uçup gitmesini bekliyordum. Oysa tahmin ettiğimden daha feci bir şekilde sarsılarak, kanatlarını ciğerlerine saplaya saplaya boğazımdan çıkmaya çalışan beyaz güvercinlerdi beni yerime sabitleyen. Kımıldayamıyordum.”

“Beklemek, insanın hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünürken çok şey yaptığı nadir bir hareket halidir. Hareket, tanımı itibariyle göz kırpmak dahil gözlemlenebilen her şeyi anlatırken, beklemek, bana kalırsa, harekettir.. Gözlemlenemeyen ama fevkalade çaba gerektirebilen bir hareket. Düşündüğünüz, olmasını istediğiniz bir durumun zamanının gelmesi için ödüle, hazza ulaşmayı ertelediğiniz, dikkat, duygu ve dürtü kontrolü becerilerinizi kullandığınız bir hareket. Bunu yapabilmek, yapmak için uğraşmak ve uğraşmaya devam etmek önemli. Bazen yapılacak iş, işi yapmaya devam etmektir. Bu da sabır gerektirir.”

“Bekleyin' demişti. 'Burada bekleyin. Onlar size gelecek.' 'Kimler?' diye sormuştu Filipinli. 'Hayatının anlamını bulmuş olanlar. Hayatlarını adayacakları şeyleri bulmuş olanlar gelecek. Siz de kalplerini söküp, yerine, o şeyleri koyacaksınız. Sonra da kalpleri fırlatıp atacaksınız!' 'Ama...' demişti kızılderili. Kalpleri olmadan nasıl hayatta kalırlar?' 'Göreceksiniz!' demişti bina. 'Peki ya kimse gelmezse?' diye sormuştu Filipinli. 'Kim kalbinden vazgeçecek kadar kendini birşeye adayabilir ki?' 'Onu da göreceksiniz!' demişti bina. 'Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar?' diye söze girmişti kızılderili. 'Onlar ne olacak?' 'Onlar da, göğüslerinde birer et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da yaşamak demeye devam edecekler!' Son soruyu Filipinli sormuştu: 'Neden şimdi?' Kimbilir bugün kadar kaç kişi hayatını birşeylere adadı? Neden şimdi çıktın ortaya?' Son kez konuşmuştu bina: 'Çünkü DERDA adında bir çocuk doğdu!”

“Bekliyorsun. Ruhun enerjiyi bir yere akıtarak dirilmek istiyor olası mı bu? Neye, kime akıtacaksın onu, kimi ortak edeceksin duygularına? Sana, senin eziyetine kim katlanabilir? Yalnızlığı kabul edemedin mi? Dostun kimdi senin? Bekliyorsun, sürekli bekleyişleri art arda ekliyorsun; seni seyrediyorum ve ses etmiyorum çünkü bekleyişin süslü bir imparatorluğu vardır. Umut silinene kadar güçlü bir direnişle dikilirsin tahtında. Sonra düşüş başlar. Başladığın yere dönüş. Kara anaforu bulma isteğiyle delice labirentlerinde acının dört dönmektir dönüş yeniden başlamak üzere düşüşe. Bir ömrün bekleyiş eziyeti içinde kıvranabilmek uğruna başa dönüşün bekleyişiyle geçmesini düşünebiliyor musun? Bu acı arayıştan kim kurtarabilir insanı? Sevgili mi? Dost mu? Boş inanç mı? Ülkü mü?”

“Bel chose, and she chose right this time. Head and heart and gut. She closed the gap between her and Rachel, eyes fixing on the key, watering because she couldn't blink, blink and everything might disappear. Bel reached out, fingers gliding through the air, a shiver as she touched the skin of Rachel's palm. Warm, not cold. She closed Rachel's hand around the key, into a fist. Skin to skin, bone to bone. Held it there, tight. Eyes on her mom's. She chose her.”

“Bel m'es quant ilh m'enfolhetis E·m fai badar e·n vau muzan! De leis m'es bel si m'escarnis O·m gaba dereir'o denan, Qu'apres lo mal me venra bes Be leu, s'a lieys ven a plazer." full poetry De dezir mos cor no fina Vas selha ren qu'ieu pus am; E cre que volers m'enguana Si cobezeza la'm tol; Que pus es ponhens qu'espina La dolor que ab joi sana; Don ja non vuelh qu'om m'en planha. Totz trassalh e bran et fremis Per s'Amor, durmen o velhan. Tal paor ai qu'ieu mesfalhis No m'aus pessar cum la deman, Mas servir l'ai dos ans o tres, E pueys ben leu sabra·n lo ver. Ni muer ni viu ni no guaris, Ni mal no·m sent e si l'ai gran, Quar de s'Amor no suy devis, Non sai si ja l'aurai ni quan, Qu'en lieys es tota la merces Que·m pot sorzer o decazer. Bel m'es quant ilh m'enfolhetis E·m fai badar e·n vau muzan! De leis m'es bel si m'escarnis O·m gaba dereir'o denan, Qu'apres lo mal me venra bes Be leu, s'a lieys ven a plazer. Translation The desire of my heart is endless and only devoted to her, beloved among all others. And my will, I guess, abuses me, if lust deprives me of her. For it's keener than a thorn, this pain that heals with joy, and for which I don't want to be pitied. I’m all quivering shaking and shuddering from the love I feel for her, either when I sleep or when I stay up. Such is my fear of dying from this love that I can’t envision how to speak to her. I will remain her servant two or three years perhaps, before letting her know my feeling. Neither dying nor living nor healing, I don’t feel any pain of my sickness, despite its tremendous intensity. I’m unable to scrutinize the mystery of her love, I don’t know whether she will agree to my passion, and even less when that could occur. For in her lies the entire Mercy that can lead me to enhance or to decay. And I find magnificent that she panics me to this point, leaves me with a gaping mouth and bewildered! I enjoy when she scorns me, makes fun of me in my absence or even in front of me. For after the evil will come the good. And that can be soon, if such is her pleasure.”

“Bela had thought she knew what love felt like, but when she saw Sanjay at the airport after six long months, her heart gave a great, hurtful lurch, as though it were trying to leap out of her body to meet him. This, she thought. This is it. But it was only part of the truth. She would learn over the next years that love can feel a lot of different ways, and sometimes it can hurt a lot more.”

“Belajar pada usia yang matang ada pulalah keuntungannya. Kami sekarang mengerti jauh lebih baik dan memahami segala sesuatu. Dan banyak hal yang dulu bagi kami mati sekarang menjadi hidup. Kami tertarik terhadap sangat banyak hal yang dulu tidak kami pedulikan, semata-mata hanyalah karena kami tidak mengerti. Alangka bahagia kami, apa bila sekarang ada seseorang yang dapat menerangkan hal-hal yang sangat menarik itu kepada kami. Guru-guru yang diam itu sekarang harus menjawab semuapertanyaan kami. Hari ini ada "bahasa". Anak-anak heran melihat apa yang kami lakukan, mereka tidak dapat mengerti apa yang kami lakukan. Aduhai! Bilakah saat yang bahagia itu akhirnya akan tiba, saat dimana bagi dunia kami boleh memeluk studi sebagai pengantin kami.”

“Belgarath and Garion effortlessly hurdled over the driftwood and loped off into the fog. "It's going to be a wet day," Garion noted soundlessly as he ran alongside the great silver wolf. "Your fur won't melt." "I know, but my paws get cold when they're wet." "I'll have Durnik make you some little booties." "That would be absolutely ridiculous, Grandfather," Garion said indignantly.”