Quotessence
Home / Quotes / B Quotes

B Quotes

Browse famous quotes beginning with B. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.

All B Quotes

“Bu, maafin Bima ya. Bima tiap saat berdoa, kalau Bima masuk neraka, Ibu jangan sampai ikut,” Bima berusaha biasa saja, padahal dalam hati ia menahan tangis Ibu Bima terkesiap, menatap putranya, tapi juga mencoba biasa saja, “Kalau Ibu berdoanya tiap saat, semoga kamu masuk surga.” “Emang masih bisa ya, Bu?” tanya Bima polos. “Bim, kalau Ibu aja pelan-pelan bisa maafin kamu, apalagi Allah.” Bima terhenyak. “Tapi Bu, kalau Bima boleh minta, Ibu juga harus bisa maafin diri Ibu sendiri,”

“Bu, Nuran'la ilk defa Çekmeceler'e gittikleri gündü. Genç kadınla, İstanbul'un her tarafını dolaştıkları halde Çekmeceler'e gidememişlerdi. Bütün günü orada iki gölün etrafında gezerek geçirmişlerdi. Küçükçekmece'de adeta su üstünde duran ve bu yüzden insana ister istemez Çinlilerin kayık evlerini hatırlatan büyük lokantada yedikleri yemeği, köprünün başındaki avcı kahvesinin dereye bakan bahçesinde geçirdikleri saati, bu bahçeye inen tahta merdiveni hatırladı.”

“Bu olayda açıkça gözlemlenen, bir kadının yaşamının bazı anlarında, arzu ve isteklerinin dışındaki esrarengiz güçlere teslim olabileceği gerçeğinin reddedilmesinin altında, insanın kendi içgüdülerinden ve yaradılışından gelen şeytani dürtülerden korkmasının yattığını ve bazı insanların kendilerini, "kolay baştan çıkarılabilen"lerden daha güçlü, daha ahlaklı ve daha temiz addetmekten zevk aldıklarını söyledim.”

“Bu savaşlar bizi perişan etti. Korku bizim iliklerimize işlemiş. Ya köküne kadar, ölürcesine korkuyoruz ya da hiçbir şeyi umursamıyoruz. Biz her şeyimizi, insanlığımızı yitirdik. Bu savaşlar neyimiz var, neyimiz yoksa hepsini aldı götürdü. Yüreğimiz çırılçıplak kaldı. Ölenlerimiz öldü, ölmeyenlerimiz de paramparça, liyme liyme. Çok şükür ki daha korkuyoruz. Onu yitirmedik. Ya onu da yitirseydik, korkuyu da!..”

“Bu sevgi denen şey öyle güzel, öyle heyecanlı ki, onun tam kıyısına gelmiş, tir tir titriyor ve hiç de yaptığım yapacağım şey değilken kumsallarda broş aramaya gitmek istiyorum: yine bu aynı sevgi insan tutkularının en anlamsızı, en barbarıdır. Ama yine de insanlara sorsanız on kişiden dokuzu bize yalnız onu verin yeter der. Oysa ki kadınlar, bunu kendi deneylerinden biliyordu, böyle derken asıl istediklerinin bu olmadığını pekala hissederlerdi. Hissederlerdi ki sevgiden daha sıkıcı, daha çocukça, daha acımasız bir şey yoktur; ama yine de güzeldir ve onsuz olmaz. Öyleyse?”

“Bu toplum sana güzel olduğunu, ve güzel şeylerin sahip olunmayı beklemesi gerektiğini öğretecek. Erkeklere de bir şeylere sahip olamadıkları sürece bir hiç oldukları fikrini enjekte edecekler ve tanrıların yansımasından bir canavar yaratacaklar. Ve farkında bile olmayacaksın, ama güzel beyninin her yerine yayılacak bu düşünce. Bir gün kendini, sana bahsettiğim bu güçlü erkeğin karşısında sallanırken bulduğunda anlayacaksın ne demek istediğimi. Ve bilmeni istiyorum. Güçlü bir erkeğe değil, bir canavara bakıyorsun. İstediğini almadan esip gürlemeyi kesmeyen, merhameti daha çocukken yontulmuş, bir kabuk gibi soyulmuş bir canavara bakıyorsun. Ve hayran olduğun şey bu canavar.”

“Bu vatan, toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır; Bir tarih boyunca, onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir... Tutuşup: kül olan ocaklarından, Şahlanıp: köpüren ırmaklarından, Hudutlarda gaza bayraklarından, Alnına ışıklar vuranlarındır... Ardına bakmadan yollara düşen, Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan, Huduttan hududa yol bulup koşan, Cepheden cepheyi soranlarındır... İleri atılıp sellercesine, Göğsünden vurulup tam ercesine, Bir gül bahçesine girercesine, Şu kara toprağa girenlerindir... Tarihin dilinden düşmez bu destan: Nehirler gazidir, dağlar kahraman, Her taşı bir yakut olan bu vatan, Can verme sırrına erenlerindir... Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil, Bu sevgi bir kuru ifade değil, Sencileyin hasmı rüyada değil, Topun namlısında görenlerindir... Sayfa :5”

“Bu yaşamda en canalıcı gereklilik, insanın sevgilisini bütünüyle, kesinlikle, ten ile ruhun tüm çıplaklığıyla sevmesidir... Bana bildirimin ne olduğunu sormuştun bir gün. Bir bildirim varsa benim, budur işte. Sağlıklı toplumlar, sağlıklı yönetimler böyle bir ilişkiyi paylaşan erkeklerle kadınlardan oluşacaktır. Yoksa ne zorbalık yönetimlerinde alıp yürüyen ilkel bir erkeklik gösterisinden, ne de cıncık boncuklara boğulmuş boyalı bir dişilik özentisinden yarar gelir insan yaşamına. Uygarlığımız bize, cinsel albeninin titiz bir incelikle nasıl sürdürülebileceğinin yolunu, yordamını öğretmiş olsaydı, hepimiz sevgi içinde sürdürebilirdik yaşamlarımızı, bir kıvılcım parlamış olurdu içimizde, her türlü yola, her şeye dopdolu bir coşkuyla yönelebilirdik... Oysa yığınla ölüm külü dolduruyor yaşamı şimdi.”

“Bu zaman zarfında Paul'un düşüncelerinden yoksun kalmıştım, başka başka yüzlerce, ortalaması son derece düşük çaplı kafa içinde boğulmama ramak kalmıştı, çünkü kendimizi aldatmayalım, çoğunlukla elimizin altında bulunan kafalar ilginç olmaktan uzaktır, zevksiz elbiselere sokulmuş bedenler üzerinde acınası ama ne yazık ki acımaya lâyık olmayan hayatlar sürdüren patates azmanlarından ne kadar hayır gelirse onlardan da o kadar gelir.”

“Buat anak muda seusia gue, menikah adalah masalah menjaga kehormatan dan juga tentang kesiapan mental. Dan gue merasa punya mental untuk itu. Menundanya berarti merendahkan mental yang sejauh ini terbentuk. Selain itu, menikah, menurut pandangan Empat Mazhab Fiqih, menjadi wajib jika seseorang telah mampu dan senantiasa mengkhawatirkan dirinya akan terjerumus pada kemaksiatan.”

“Bubba glared up at him, and August responded with one of those smiles that somehow managed to be both saccharine sweet and sarcastic enough to peel the paint off the walls. Well, what was left of the paint. He’d pointed that smile at Ricardo a few times, and Ricardo had contemplated pistol-whipping him, but he had to admit that when it was directed at someone else, it was hilarious. He didn’t dare laugh, though. He was not giving August that satisfaction.”

“Bubble gum angels swooped from top margins or scraped their wings between teeming paragraphs, maidens with golden hair dripped sea blue tears into the books spine, grape-colored whales spouted blood around a newspaper item (pasted in) listing arrivals to the endangered spieces list. Six hatchlings cried from shattered shells near an entry made on Easter. Cecilia had filled the pages with a profusion of colors and curlicues, candyland ladders and striped shamrocks.”

“Bubble tea isn't one thing but an umbrella term for a miscellany of Instagrammable drinks, many of which don't have tea, milk, or even tapioca pearls. They can be fruit-based, or blended milk with chestnut purée, or high-concept versions made from scratch with oolong and hand-rolled pearls. You choose a base tea, add-ins, sugar and ice levels, milk types and whether or not to get a top of sweet-salty cheese cream-- a thick, plush foam head, which gives black tea the visuals of a pint of Guinness. Depending on the drink, you can choose hot or cold. The permutations are seemingly endless-- even the most seasoned off-menu Starbucks drink aficionados can get overwhelmed by up to a thousand possible routes through the menu.”

“Bubbles enters with a plate overflowing with rugelach. The three of us fall silent as we indulge in the small snail-shaped pastries of tender cream-cheese-infused dough wrapped around various fillings: one with walnuts and cinnamon, one bursting with chocolate, one with a thick, sweet poppy seed paste, and one with apricot jam that has been bumped up with some chewy bits of diced dried apricots.”