Quotessence
Home / Quotes / H Quotes

H Quotes

Browse famous quotes beginning with H. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.

All H Quotes

“Her Yeni Yıl doğanın kalbinde kutlanmalıdır – bir ormanın ortasında veya milyarlarca yıldızın altında bir göl kenarında - çünkü varoluşumuzu mümkün kılan doğadır!”

“Her zaman başka bir savaş çıkar, Robert. Kökleri hiçbir zaman tamamen kazınmaz. Savaşları ne alevlendirir? Güç arzusu, insan doğasının belkemiği. Şiddet tehdidi, şiddet korkusu ya da şiddetin kendisi bu dehşet verici arzunun aracıdır. Güç arzusunu yatak odalarında, mutfaklarda, fabrikalarda, sendikalarda ve devletlerin sınırlarında görebilirsin. Bunu iyi dinle ve aklına yaz. Ulus-devlet insan doğasının şişirilip devasa boyutlara getirilmiş halidir, o kadar. İşte bu yüzden, uluslar kanunları şiddetle yazılmış birimlerdir. Her zaman da öyleydiler, her zaman da öyle olacaklar. Savaş, Robert, insanlığın iki ebedi dostundan biridir.”

“Her ülke, namuslu ve namusuz, şerefli ve şerefsiz insanlar arasında geçen mücadelenin bir savaş meydanıdır! En sonunda, o ülkenin karakteri hangi grup kazanmışsa onun tarafından belirlenir!”

“Her şey gelip geçiyordu ve eşyalar da insanlar gibi çürüyordu. Zaman, dünya üzerinde oynayacak rolümüz kalmadığında, önemsizliğimizi başımıza kakarak her birimizi sahneden öylece siliyordu. Toprağın içinden bir filiz gibi yükseliyor, havayla kısa bir süre temas ediyor, ardından da öylece toprağa karışıyorduk. Yaşattığımız her şey gelecek nesillere bıraktığımız büyük bir aldatmacaydı.”

“Her şey kafamın içinde birbirine karışmıştı. Dünyanın yönetimini ele aldık mı, çünkü bir gün bakarsın bizler yönetiriz dünyayı, biz fazlasıyla yetersizler, o zaman fazlasıyla yetersiz olalım istemezdim, bizimle bu dünyada yer alacakların da, bu tığ örgü masa örtülerinin, likörlerin, sağda solda duran bu hırpalanmış ağaçların, evlerdeki bu kokunun, bir kavşağı bir kavşağa güçlükle bağlayan bu caddelerin, bu kötü kâğıt kokan hastalık raporlarının, bu resmî okulların ve KENDİLERİYLE EŞİT OLDUĞUMUZ DÜŞÜNCESİNİ UYANDIRMAK İÇİN YUKARIDAKİLERİN BİZLERİ BUYUR ETTİKLERİ TUVALETLERİN.”

“Her şeyden önce ahlakımızın ve seciyenizin kuvvetine istinat ediniz. Her şeyden önce memleketiniz ve milletiniz için çalışınız. Bu yolda yürürken budala, safdil, aptal diyecek veya o gözle bakacak kurnazlara ve züppelere rast geleceksiniz. Gençler… Aptallığı ve safdilliği, hırsızlık ve ahlaksızlığa tercih ediniz. Osmanlı devletini ve meşrutiyet Türkiye’sini lekeleyen çirkefleri Cumhuriyet tarihine bulaştırmamak en büyük mefkûreniz olsun. En küçük memuriyetlerden en büyük makamlara kadar geçeceğiniz yollarda dürüst olunuz. Arkanızda karanlık, çamurlu ve çirkefli dedikodular yerine; berrak, temiz, nurlu ve sitayişli izler bırakmaya çalışınız.”

“Her şeyden önce ekimdi, oğlanlar için ender bir ay. Bütün aylar ender olmadığından değil. Ama kötüsü vardır ve iyisi vardır, korsanların dediği gibi. Eylülü ele alın, kötü bir ay: Okul başlar. Ağustosu düşünün, iyi bir aydır: Okul henüz başlamamıştır. Temmuz, eh, temmuz gerçekten iyidir: Okulun hiçbir şansı yoktur. Haziran, hiç şüphe yok, haziran içlerinde en iyisidir, çünkü okul kapıları sonuna kadar açılır ve eylül bir milyar yıl ötededir.”

“Her şeyi kendimizle, kendimizi de herkesle karşılaştıracak şekilde yaratılmışız bir kere, bundan dolayı mutluluk ve hüznümüz bağlı olduğumuz şeylerden etkileniyor kuşkusuz, bu durumda en tehlikeli şey de yalnızlık. Doğası gereği kendini aşmaya zorlanan, edebiyatın fantastik imgeleriyle beslenen hayal gücümüz, kendimizin en aşağıda bulunduğu bir dizi varlığı sıraya sokuyor, dışımızdaki her şey daha güzel, bizden başka herkes daha mükemmelmiş gibi görünüyor. Ve bu çok doğal bir akış içinde gerçekleşiyor. Bazı şeylerin bizde eksik olduğunu çok sık duyumsuyoruz, eksikliğini duyduğumuz şey de çoğunlukla bir başkasında varmış gibi geliyor bize, sahip olduklarımızın yanı sıra yüceltilen bir parça gönül huzurunu bile ona layık görüyoruz. Böylece şanslı kişinin, yani bizim hayal ürünümüz olan kişinin hiçbir eksiği kalmıyor. Oysa bütün zafiyetlerimiz ve dertlerimizle yolumuzdan sapmadan çalışmaya devam etsek, başkalarının yelkenleri ve kürekleriyle ilerlediği yolda biz dolaşıp zikzaklar çizdiğimiz halde öne geçtiğimizi sıklıkla göreceğiz-ve-elbette insan bunu ancak başkalarıyla aynı konuma gelince veya onların önüne geçince anlayabiliyor.”