Quotessence
Home / Topics / Aşk Quotes

Aşk Quotes

Browse 161 quotes about Aşk.

Aşk Quotes

“İnsan Ben (Sonnet) Sen sordun, benim milliyetim nedir? İnsanlık diyorum. Sen sordun, benim dilim nedir? Merhamet diyorum. Sen sordun, benim kültürüm nedir? İyilik diyorum. Sen sordun, benim geleneğim nedir? Tevazu diyorum. Sen sordun, benim cinsiyetim nedir? Cesaret diyorum. Sen sordun, benim dinim ne? Özveri diyorum. Sen bana her şeyi sordun, amacım dışında. Amacım dünyayı birleştirmek, söylüyorum sana.”

“Hayır!” dedi, “Yanlışın var! Değişmek için bir an bile yeter… Kısacık bir an yılların, şartların, insanların bir araya gelip yapamadığını, zahmetsiz görünen bir hamlede yapıverir. Aşk, sımsıkı kapanmış bir yüreğe doluverir. Sarsılmaz sanılan bir güven, yerle bir olur. Alabildiğine kirlenmiş dediğin bir ruh, üst üste düşüp birikmiş damlalarla sonunda temizlenir. Önemli olan zaman değil andır.”

“Şapelde ben vazgeçtikten sonra, giysilerimizin düğmelerini iliklerken ona, 'Cenin dokusunu unut. Küskün güçlü kadınları unut' dedim. 'Seni sikmeyeceğim; neden biliyor musun?' diye sordum. Pantolonumun düğmelerini iliklerken ona, 'Senden hoşlanmayı yeğliyor olabilirim' dedim. Ellerini başının arkasına götürüp siyah saçlarını yine beyin şeklinde toplarken Paige, 'Seks ve aşk birbirini dışlamaz ille de' dedi. Ben de güldüm. Kravatımı bağlarken ona evet dedim. Evet dışlar.”

“Okuduğun kitaptaki becerikli ve kederli kahraman bendim; mermer taşlar, iri sütunlar ve karanlık kayalar arasından rehberimle birlikte yeraltındaki kıpır kıpır hayatın mahkumlarına koşan ve yıldızlarla kaplı yedi kat göğün merdivenlerinden çıkan yolcu bendim; uçurumu aşan köprünün öteki ucundaki sevgilisine, "Ben senim!" diye seslenen ve yazarı onu kayırdığı için sigara küllüğündeki zehir izlerini çözen kül yutmaz dedektif bendim... Sen sabırsız, sessizce sayfayı çevirirdin. Aşk için cinayetler işledim, atımla Fırat Nehrini geçtim, piramitlere gömüldüm, kardinalleri öldürdüm: "Canım, ne anlatıyor o kitap öyle?" Sen evli barklı ev kadını, ben akşam o eve dönmüş kocaydım: "Hiç." En son otobüs, en boş otobüs bütün boşluğuyla evin önünden geçerken koltuklarımız karşılıklı titrerdi. Sen elinde kapağı kartondan kitap, ben elimde okuyamadığım gazete, sorardım: "Kahramanı ben olsam beni sever miydin?" "Saçmalama!" Gecenin acımasız sessizliği diye yazardı okuduğun kitaplar, sessizliğin acımasızlığı nedir bilirdim.”

“Seni Buldum (Bir Aşk Şiiri) Seni buldum, ve, 40 inç göğüs 50 oldu. Seni buldum, ve, Hayvan zihniyeti insan oldu. Seni buldum, ve, Cahil bir fakir şair oldu. Seni buldum, ve, Korkak bir kalp kaplan oldu. Herkes diyor ki, Gerçek aşk çok acıyor. Ama ben diyorum ki, Aşk yarası âşığın süsüdür. Seni buldum, ve her yerde umut buldum. Cehennemde bile bir cennet buldum.”

“Yeşil Gözler (Balkan Şiir) Bazen Kara Sevda'da yaşıyormuşum gibi geliyor, Pernik'teki o yeşil gözler Nihan'a benziyor. Beş yılı birlikte geçirdikten sonra karar verdin, ben sana layık değildim, çünkü henüz yoktu para. Yaraları bir kenara bırakıp mücadeleye devam ettim, Bugün sen bana layık değilsin, diyorum ben sana. Sana en çok ihtiyacım olduğu anda sen vazgeçtin, Ama yine de bu gerçek aşık sana beddua etmiyo. Sevgili değil artık, insan olarak destek olacağım, Kendine iyi bak - kiminle olursan ol mutlu ol! Dünyadaki bütün aşıklara diyorum, eğer seviyorsan kendini kaybederek sev. Binlerce kez ihanete uğra, ayıp değil, ama asla kimseye beddua etme.”

“Sana bir mektup yazmak lazım, Fırsat bulursan biraz oku. Ne kadar katlanacağım, bilmem ama, Fırsat bulursan biraz oku. Diyorlar ki, zaman her şeyi iyileştirir, Ama benim durumumun hiç ilacı yok. Fırsat bulursan gel, elimi tut biraz, Sen yanımdaysan, sadece yaşam var, ölüm yok. Dünya bana kahraman diyor, bilge adam diyor, Ama bu kahramanın kalbi kıyamette yaşıyor. Dünyanın zehrini defalarca içen, Bu aşksız fakirin ruhu çok ama çok acıyor. Okuyacaksın yoksa fırlatacaksın bilmiyorum, Ama can olduğu sürece, ben seni bekliyorum.”

“Cesaretim Sensin (Bir Aşk Şiiri) Benim cesaretim sensin, İnatçılığım sensin. Benim herşeyim sensin, Çünkü hayatım sensin. Kalbimde sensin, Ruhumda sensin. Havasız yaşayabilirim, Çünkü oksijenim sensin. Benim cennetim sensin, Mutluluğum sensin. Bir saraya ihtiyacım yok, Çünkü benim evim sensin. Bilimim sensin, sanatım sensin. Benim sabahım sadece sensin.”

“Aşık Fakirin Şiiri Her şey seninle güzel, Çünkü sen benim saadetsin. Ben sana kurban oldum, Hayatım senin emanetsin. Camiye gittim, kiliseye gittim, Hiçbir yerde ilahiyat bulamadım. Sonunda ben karşında durdum, Tüm ilahiyat sende gördüm. Ben bir aşık fakirim, Çok ayet öğrenmedim. Ben sadece biliyorum ki, Sen benim cennetimsin. Yanındayım, her zaman yanında olacağım. Seni birakden önce, hayatı bırakacağım.”

“Sufi Şiir Senin ilerlemen için ben aşık oldum, Senin haklarınız için ben savaşçı oldum. Sorma canım benim ben kimim, Gözlerime bak, ben senin yansıman oldum. Bizim dünyamız yeni bir dünya, Bu dünyanın ruhu vicdandır. Vicdan olmadan hepimiz canavariz, Vicdanla yürü cesur insanlar. Aşktan başka din yoktur, İnsanlıktan başka milliyet yok. İnsan hayati bir merhamet hikayesidir, Yoksa, bizim hayatımız hayat yok. Birlikte olduğumuzda biz kahramanlarız, Birlikte yaşayacağız ve birlikte öleceğiz.”

“Herkesin gözü güllerde kaldı..." diyor vazoyu masanın ortasına yerleştirirken, "Nereden bulursun böyle güzel çiçekleri?" "Kurtuluş'un girişindeki mezarlıktan." İskemleye oturmak üzereyken bir an duruyor. Sözlerimin gerçek olabileceğini sanıyor. Evgenia böyledir işte. Birini sevmişse onun her söylediğine inanmaya meyillidir. Ama sesimdeki muzip tını ele veriyor beni. Gözleri yüzümde. Anlıyor şaka yaptığımı, en azından kuşku duyuyor. Başını sallayarak oturuyor tam karşıma.”

“En çok da böyle yorgun düştüğüm anlarda ortaya çıkardı acı hatıralar. Yolu yoktu, ne zaman bu kara duygulara kapılsam, uyku aklımı teslim alıncaya kadar sürerdi işkence. Bütün mesele uyanıklıkla uyku arasındaki o süreyi kısaltmaktaydı. Şimdi de gözümde büyüyordu işte o belirsiz zaman dilimi. Belki de derhal çıkıp gitmeliydim bu evden, zihnimi şu cinayet meselesiyle meşgul etmeli, yeniden hayatın çılgın temposuna bırakmalıydım kendimi. Böylece kurtulurdum belki bu ıssızlıktan, bu soğuktan, bu acımasız boşluktan. Bedenimi, aklımı yormalı, o kada yormalıydım ki hatırlamaya, hissetmeye, düşünmeye mecalim kalmamalıydı.”