Y Quotes
Browse famous quotes beginning with Y. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.
“Yaşam boyu ölümle ilişkisi olan, ölemediği için yaşamak zorunda kalan insanlardandım ben. Bir asalak gibi yapışıp kalmıştım hayata. Ardımda anımsanmak için bırakacağım hatırı sayılı arkadaşlıklar ya da bir statü yoktu. Ne bir sanat eseri ne de bilim adına bir şeyler yaratabilirdim. Benden, iyi bir baba da olmazdı. Geride bırakabileceğim tek eser, müphem ve her dem merak uyandıracak intiharım olabilirdi.”
Source: Deli Bal
“Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir,” diye başlardı rahmetli Tufan Abi. Genellikle ikinci kadehin dibine darı ektikten sonra felsefe yapma hastalığı tutar, sağ elinin tersiyle dudaklarını kurulayarak, iştahla girişirdi söze: “Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe annemiz de babamız da bizden uzaklaşmaya başlar; onları kardeşlerimizle paylaştığımızı anlarız. Kardeşimiz yoksa babayı anneyle, anneyi ise babayla paylaştığımızı fark ederiz. Bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz. Yeniyetmelik çağımızda anne, baba sevgisinin yerini arkadaşlara duyulan bağlılık alır. Arkadaşlarımızla hiç ayrılmayacağımızı düşünürüz. Keşke sonsuza kadar böyle aynı mahallede, aynı okulda yaşasak diye dilekler tutar, birbirimize sözler veririz, ama yıllar birer birer alır arkadaşlarımızı elimizden. Ancak yeryüzünde ne kadar kötülük varsa bizde de o kadar umut vardır. Ergenlikle birlikte aşk denilen o büyülü, o rezil, o soylu, o kahraman, o korkak duygu utançtan kıpkırmızı olmuş bir yüzle çalar kapımızı. Aklımız, yüreğimiz birine takılır kalır. Bu kez yaşamın merkezine onu koyar, her davranışın, her duygunun, her düşüncenin anlamını onda ararız. Kendimizi onun gözlerinde izleyip, bir benzerimizi bulduğumuzu sanarak, dünyanın en güzel, en olmayacak, en aptal düşünü kurarız. Artık mutluluğu yakaladığımızı sanırız. Şansı yolunda gidenler belki de mutluluğu yakalar, ama kısa süreliğine. Çok geçmeden, koca bit kamyonun, küçük bir çocuğun bisikletini çiğneyip geçmesi gibi gerçek dünya, düşlerimizi parçalayıp verir elimize. Yaşam o kahrolası oyunlarından birini daha oynar bize. İlk sevgili ellerimizin arasından kayıp bilinmeyen sularda kaybolup gider. Bu serüvenden bize düşen ise, dokunduğumuzda içten içe sızlayan bir yara gibi onun anısını sonsuza kadar yüreğimizin en derin yerinde saklamaktır.
İlk sevgiliyi yitiriş de bir uyarıdır aslında. Ömür tanrısı, gençliğin geçici olduğunu sezdirmek istemiştir ama bunun da farkına varmayız. Yeniden âşık oluruz, olduğumuzu zannederiz, severiz, sevdiğimizi zannederiz ve kaçınılmaz sonuç: Evleniriz. Biriyle birlikte yaşarsak, yazgılarımızın birleşeceğini, yazgılarımız birleşince de kaybetmekten kurtulacağımızı zannederiz. Derken, çocuklarımız olur. Yaşam bir yandan alırken bir yandan da vermektedir, diye düşünerek, kurnaz bir tüccar gibi kandırırız kendimizi. Oysa o gözüpek yol arkadaşı, o deli dolu gençlik, bedenimizdeki gücü, tazeliği, ruhlarımızdaki sert fırtınaları toparlayıp çoktan terk etmiştir bizi. Derken annemiz, babamız en büyük ihaneti yapar; hangi yaşta olursak olalım, henüz yeterince büyümediğimiz bir anda tek başımıza bırakıp giderler. Ağlarız, yıkılırız, öfkeleniriz, kahrederiz, ama ne yapsak boşuna, ömür rendesi durmadan bir şeyler eksiltecektir yaşamımızdan. Taa ki artık taşımakta zorlandığımız yorgun bedenimizi, bıkkın ruhumuzu sonsuza dek teslim alana kadar.”
Source: Kukla
“Yaşam konusunda bir fikrin vardı; içinde bir inanç, bir beklenti yaşıyordu; eylemlere, acılara ve özverilere hazırdın. Ama yavaş yavaş anladın ki, dünya hiç de senden eylemlerde ve özverilerde bulunmanı istemiyor; yaşam, kahraman rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı değil, insanların yiyip içmeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta sınıf evidir.”
Source: Steppenwolf
“Yaşam ne kadar garipti… Bir zamanlar ona ait her şeyi içinde barındıran bu şehir, artık tamamen yabancıydı.”
Source: Yalnızlaşan İnsan
“Yaşama nedeni denilen şey aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de.”
Source: The Myth of Sisyphus
“Yaşamak, alışmalardan sonra alışılan her şeyle savaşmaktır.”
Source: Düşünce Tarihi 1: Gerçekçi Düşüncenin Kaynakları
“Yaşamak, bir hikâye yazmaktır. Eğer güçlü biriysen senin hayat hikâyen bilhassa senin tarafından yazılacaktır; eğer zayıf bir kişiysen, çoğunlukla başkaları hayat hikâyeni yazacaktır!”
“Yaşamak insanların en büyük korkusu. Ölüm, sahip olduğumuz en büyük korku değildir; en büyük korkumuz yaşamak için risk almaktan korkmamızdır. Gerçekte kim olduğumuzu ifade ederek yaşayabilme riskini almaktan korkuyoruz. Sadece kendimiz olarak yaşamaktan korkuyoruz. Hayatımızı, başka insanların taleplerini, beklentilerini karşılamaya çalışarak yaşamayı öğrendik. Başka insanların bakış açılarına uygun olarak yaşamayı öğrendik. Çünkü kabul edilmemekten, başkası için yeterince iyi olamamaktan korkuyoruz.”
Source: The Four Agreements
“Yaşamak istiyorsan acıyı kabullenecektin. Acı şeyler her an pusuda olan ve saldırmayı bekleyen teröristlerdi ve onlardan hiçbir zaman tam anlamıyla kurtuluş yoktu ama insan acılarından tecrübeler edindikçe o teröristleri haklayabilecek güce ve acısını en aza indirgeyecek akla nihayetinde ulaşıyordu.”
Source: Yalnızlaşan İnsan
“Yaşamak için berbat olmak ayıp değil.
Eğer korkuyorsa, yaşamadan ölmekten kork.
Sevmek için sarhoş olmak ayıp değil.
Eğer korkuyorsa, aşksız akıllı olmaktan kork.”
Source: Yarasistan: My Wounds, My Crown
“Yaşamak için milyonlarca sebep vardır ve ölmek içinse tek bir sebep dahi yoktur! Hayatını - evrim tarafından sana verilen bu mucizeyi - her şart altında korumalısın!”
“Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu. Ne kolaydı onlara uymak!”
Source: Aylak Adam
“Yaşamayı eskitmekten
Eskitmek için kullanmak gerektir bir şeyi, herhangi bir şeyi
Yaşamayı tüketmekten
Bu da öyle, tüketmek için başlamak gerekir
Yaşama sanki hiç gelmeyecek, erişmeyecek bir bayram gibi, bir
Belki, belki bu yoldan giderek
Bir bayram nasıl beklenirse
Belki bu yoldan giderek bir şeye varacak
Bir bayrama nasıl hazırlık yapılırsa, nasıl, yaşamanın bütün kaygıları, işleri, oruçları bayrama yönelirse, o kaygılar, o işler, o oruçlar nasıl o bayramda gerekliklerinin doğrulanışını bulursa
Ama bayram gelirse
Burada duruyor. Bayram, gelirse...
Ama bütün bir ömür bayram hazırlığıyla geçer de o bayram gelmezse...”
Source: A Long Day's Evening
“Yaşamda bir ayçiçeği gibi esnek olmalısınız. Karanlıkta boynunuzu büktüğünüz için sizi kimse suçlayamaz. Ancak ruhunuza şifa olacak bir ışık kaynağı bulduğunuzda ondan yararlanmak için tüm varlığınızı ortaya koymuyorsanız, kendinizi suçlamaya hazır olun.”
Source: Şah. Mat. Aşk.: Bazen bir hamle, bir ömrü değiştirir
“Yaşamla ilgili şu 3 kıymetli dersi hep hatırlayın:
Hiçbir şeyi vazgeçilmez hale getirmeyin.
Hiçbir şeyi hayatınızın merkezine koymayın.
Hiçbir şeyi sizi dünyaya bağlayan tek neden yapmayın.”
Source: Şah. Mat. Aşk.: Bazen bir hamle, bir ömrü değiştirir
“Yaşamın en büyük mutluluğu, 'bu benim yolum' diyebileceğiniz bir yolunuzun olmasıdır!”
“Yaşamın gizemleri ruhuna huzur mu veriyor? Nerede bir gizem varsa ona doğru mu koşuyorsun? Ya da gizemler hep gelip seni mi buluyor? O halde kesinlikle gizemli bir ruha sahipsin sen çünkü benzer şeyler birbirlerini çekerler!”
“Yaşamına pek çok iyi şey katacak şeylerin çoğu açmaya korktuğun için açmadığın kapıların ardında gizlidir çoğu kez! Biraz cesaret! Ve ardından yaşamına yeni güzel şeyler dolacak!”
“Yaşamını değiştirmek isteyen insan,
ilk olarak kendini değiştirmelidir.”
Source: Sanmasınlar Yıkıldık
“Yaşarız
Büyük bir aynanın altında
İnsan mavidir!”
“Yaşayan bir sır ölü bir rezaletten daha az ilgi çekici değildi.”
Source: Jude the Obscure
“Yaşayan en yakın akrabalarımızı - şempanzeleri - seyretmek, insanoğlunun bu evrendeki maceralarının ilk bölümünü okumaktır!”
“Yaşayan her canlı, bu evrenin kendi kendisini seyrettiği evrenin gözlerdir!”
“Yaşayan her varlık, yaşayan her ağaca bize yaşanabilir bir dünya verdiği için minnet duymalıdır!”
“Yaşayanlar ölenleri asla unutmasın!”
“Yaşlandığında bütün hayatın boyunca geride bıraktığın ayak izlerini beğenmediysen, şimdi artık yapacağın tek şey hiç kimsenin o izleri takip etmemesini sağlamaktır!”
“Yaşlı bir insanı mutlu etmek, genç bir insanın yapabileceği en asil harekettir!”
“Yaşlı insanlar bir madalyayı hak ederler, zamanın zalimliğine ve bu kaotik evrenin tehlikelerine karşı zaferlerini taçlandıran bir varoluş madalyası!”
“Yaşlıda bilgelik vardır enerji yoktur; gençte enerji vardır bilgelik yoktur; çok daha iyi bir medeniyet yaratmak için enerji ve bilgelik aynı vücutta olmalıdır! Bunu yapmak için ya yaşlılara enerji vereceğiz ya da gençlere bilgelik ve bu ikincisi şimdilik daha olası bir iş olarak görünüyor!”
“Yaşlılıkta geçmiş sık sık şimdiki zamana uğrar; anılar gerçek yaşamla yer değiştirir!”
“Yblessed be god that I have wedded fyve! Welcome the sixte, whan that evere he shal.”
“Ybon was the one who suggested calling the wait something else. Yeah, like what? Maybe, she said, you could call it life.”
“Ydmyghed og tavshed er trods alt at foretrække frem for uvidenhed og arrogance.”
Source: Asymmetry
“Ye [Anabaptists] be proud contemners of the free grace of God offered to man in Christ Jesus. For with the Pelagians and Papists ye are become teachers of free will, and defenders of your own righteousness”
“Ye ain’t helpin’, wizard.” “Ain’t tryin’ to, dwarf,” Gromph shot back. “We’ve been at this for hours, and you storm in here as if we’re all to bow down before you. Treat me like a subject, King Bruenor, and you’ll understand the life of a newt.” He pointed his finger upward, indicating the room, reminding of the spell. “And that is no lie.”
Source: Glacier's Edge
“Ye are better than all the ballads
That ever were sung or said;
For ye are living poems,
And all the rest are dead.”
Source: Birds of Passage
“Ye are Blood of my Blood, and Bone of my Bone, I give ye my Body, that we Two might be One. I give ye my Spirit, 'til our Life shall be Done.”
Source: The Outlander Series 8-Book Bundle: Outlander, Dragonfly in Amber, Voyager, Drums of Autumn, The Fiery Cross, A Breath of Snow and Ashes, An Echo in the Bone, Written in My Own Heart's Blood
“Ye are brothers! ye are men! And we conquer but to save.”
Source: The Poetical Works of Campbell, Goldsmith and Gray: With Memoirs of the Authors
“Ye are God's building. All hands of the glorious Trinity are at work in this building. The Father chose the objects of mercy, and gave them to the Son to be redeemed: the Son purchased redemption for them; and the Holy Ghost applies the purchased redemption unto them.”
“Ye are ugly? Well then, my brethren, take the sublime about you, the mantle of the ugly!”
Source: THUS SPOKE ZARATHUSTRA - A Book for All and None (World Classics Series): Philosophical Novel
“Ye canna give up hope when that is all ye have.”
“Ye canna mak a pudden oot o pig's meat,
Ye canna big a hoose wi twa-three stays,
Ye canna plant a tattie when the grund's weet,
Ye canna ploo the hillside wi yer taes,
And is it like, my love to be
Thoo'll kin to mak a wife o me?
The whitemae's filings arena done in wan nest,
The minnow's aten by the eel alive,
When cat and dog lie doon there's poor rest,
The wild bee maks a fight within the hive,
And is it like, my love, to be
I'll can mak a wife to thee?”
“Ye cannot know eternal reality by a definition. Time itself, and all the acts and events that fill time are the definition, and it must be lived.”
“Ye cannot make us now lesse capable, lesse knowing, lesse eagarly pursuing of the Truth, unlesse ye first make yourselves that made us so, lesse the lovers, lesse the founders of our true Liberty. We can grow ignorant again, brutish, formall, and slavish as ye found us, but you then must first become that which ye cannot be, oppressive, arbitrary, and tyrannous as they were from whom ye have free'd us.”
Source: Areopagitica
“Ye cannot serve God and mammon.”
“Ye Chand Yahaan kuch chattanon se fisal raha hai...
Sayad tumhare yaha kisi daal se jhool raha hoga.
Chalo kuch to hai
Jise hum dekh lete hain ek sath
jaise ek laltain ko dekh kar
Kayi Khaidi guzar dete hain sari raat.....
Kayi Jailon me bati hai duniya
Har jail me khaid hai insaan
sab jail me hi to hain
koi chote jail me to koi bade...”
“Ye Children of Man! whose life is a span, Protracted with sorrow from day to day, Naked and featherless, feeble and querulous, Sickly, calamitous creatures of clay!”
Source: The Birds: Intended to Convey Some Notion of Its Effect as an Acted Play, and to Illustrate Certain Points of Dramatic Humour and Character Discoverable in the Original
“Ye children of promise who are awaiting your call to glory, take possession of the inheritance that now is yours. By faith take the promises. Live upon them, not upon emotions. Remember, feeling is not faith. Faith grasps and clings to the promises. Faith says, "I am certain, not because feeling testifies to it, but because God says it.”
“Ye come and go incessant; we remain Safe in the hallowed quiets of the past; Be reverent, ye who flit and are forgot, Of faith so nobly realized as this.”
Source: Delphi Complete Poetical Works of James Russell Lowell (Illustrated)
“Ye country comets, that portend No war, nor prince's funeral, Shining unto no higher end Than to presage the grasses fall. . . .”
Source: The Poems of Andrew Marvell