Quotessence
Home / Quotes / B Quotes

B Quotes

Browse famous quotes beginning with B. This page is a child index of the full Popular Quotes A-Z directory.

All B Quotes

“Böyle bir toplum, kimseye güç vermez. Güçlü erkek güçlü doğmamıştır, güçlü olma yolunda giderken kendisini yavaşlatan her şeyden feragat etmiştir ve seni büyüleyen budur. Sana bir kadın olarak sahip olduğun hiçbir erdemi terketmemen öğütlendiğinden, seni yavaşlatan şeylerle dolusundur ve bu bahsettiğim erkeği gördüğünde nasıl senin olamadığın kadar görkemli ve güçlü olduğuna, bir tavus kuşuna bakan küçük bir çocuğun gözleriyle bakıyor olacaksın. Onun gibi güçlü olmayı isteyeceksin, olamadığını gördüğünde, eğer öyle güçlü biri seni severse, en az onun kadar güçlü olacağına inanacaksın. Oysa bilmiyorsun: Öyle güçlü bir erkek, kimseyi sevemediği için öyle güçlüdür ve yanıldığını gördüğün an çok feci düşeceksin. O erkeği gördüğünde gözlerini kocaman, kötü cadıdan kaçan bir masal kahramanı gibi aç. Çünkü hayal kırıklığını bir yenisini kurarak, yaralarını ise sararak iyileştirebilirsin ama kalp kırığını göremeyeceksin. Göremediğin şeyden korkacaksın ve korkunun utanca, tükenişe dönüştüğüne şahit olurken büyüyen kırıkla birlikte, sen de en başta ilerliyor olman gereken yoldan geri dönemeyeceğin kadar uzakta olacaksın.”

“Böylesi büyük ve bilinçli ihanetin İngiltere'de başarıya ulaşması olası değil, hatta denenmeye değecek kadar bile olası değil. Bununla birlikte, süper vergi ödeyenlerin çoğu için bu savaş bedeli ne olursa olsun durdurulması gereken delice bir aile çekişmesi. Yukarılarda bir yerlerden, muhtemelen de çoktan kurulmuş olan bir gölge kabineden bir "barış" hareketinin yola koyulduğuna şüphe yok. Bu insanlar yenilgi anında değil ama sıkıntıya hoşnutsuzluğun eklendiği durağan bir dönemde şans bulacaklar. Teslim olmaktan değil, yalnızca barıştan söz edecekler ve kuşkusuz kendilerini ve belki başka insanları iyi niyetle hareket ettiklerine ikna edecekler.”

“Bújcale Bújcale papacito y por Dioj que me vajencontrá eso sin júralo yo no me meto contigo pero tampoco soy su juguete ta bien que lleguej siempre tarde y agarrej la parranda porque a cual máj de tuj amigotes a mí eso qui mimporta pero cuando se acaba la paciencia entoncej sí ya parece que tejtoy viendo dejcarao jijueputa conojco comemierda de los máj grande pero como tú nadie namás eso me faltaba andá metiendo a tuj conquijtaj barataj (…)”

“Bütün aşk hikayeleri az çok böyle değil midir? Karşımızdaki kişide, kalbimizde ve zihnimizde yarattığımız o hayali varlığı bulmaz mıyız gerçekten de? Bulduğumuzu sanıp tapındığımız, o muhayyel, o mükemmel varlık değil midir aslında? Arzu edilen ve imkansız mükemmellikteki varlığı gerçekten karşımızda bulacak olsaydık asla bıkkınlık yaşamaz, aşkımıza acıları karıştırmazdık. İnsanlar, her şeyden çok tapındığını sandığı kişide bile kendi Cogo'sunu, yaratıp da bulamadığını sever daima. İşte bu sebepten, yavaş yavaş açılan bir perde misali, yanlışımızı fark etmeye başlamamızla birlikte bu yanılsama son bulur ve en güçlü, en sarsılmaz sandığımız sevgiden geriye sadece ufak tefek hatıralar kalır.”

“Bütün bildiğim şu: saatler geçmek bilmez ve bu koşullarda bizi, vakit geçirmek için türlü türlü-nasıl desem- ilk bakışta makul gözüken, ama zamanla monotonluğa dönüşecek oyunlara başvurmaya zorlar. Böylece aklımızı kaybetmekten kurtulduğumuzu söyleyebilirsin. Kuşkusuz doğru. Ama aklımız uzun süredir dipsiz derinliklerin bitimsiz gecelerinde dolanıp durmuyor mu zaten? Bazen bunu soruyorum kendime. Akıl yürütüşümü takip edebiliyor musun?”

“Bütün bu bitki inceleme gezilerim, dikkatimi çeken şeylerin bulunduğu yeren aldığım türlü izlenimler ve yol açtığı düşünceler, bunlara karışan olayların tümü, bende aynı yerlerde toplanan otlarla karşılaşıca tazelenen duygular bıraktı. Yüreğime, her zaman duygululuk veren o güzel görünümleri, ormanları, gölleri, korulukları, kayaları, dağları, bir daha göremeyeceğim; ancak, kendimi yeniden orada düşünmek için ot ve kök koleksiyonumu açmak yeter. Bu benim için bir tür anı defteridir. Beni bitkibilime bağlayan, dolaylı düşünceler zinciridir ki imgelemime onun en çok hoşlandığı düşünceleri toplayarak anımsatır: çayırlar, sular, ormanlar ve bütün bunların içinde bulunabilinen yalnızlık, sessizlik ve hele erinci belleğimde hep canlandırmaktır. Böylece, insanların bana yönelmiş kıyıcılığını, onlardan gördüğüm nefreti, düşmanlığı, kötü davranışları; kendilerine gösterdiğim sevginin ve içten bağların karşılığı olarak yaptıkları kötülükleri unutturuyor, beni eskiden birlikte yaşadığım insanlar gibi iyi ve sıradan insanlara, sessiz evlere bir kez daha, götürür gibi oluyor, bundan duyduğum hazzı tazeleyerek bir ölümlünün duyabileceği en kötü talihin içinde bile, hala mutlu ediyor.”

“Bütün bu insanlık tarihinin en belirgin özelliklerinden biri tanrı-yalakalığıdır! İnsanlar her çeşit tanrıları dünyevi çıkar veya cennetsel avanta elde etme umuduyla yağlamaktan asla yorulmuyorlar! İnsan hiç kuşkusuz yorulma nedir bilmeyen bir dalkavuktur!”

“Bütün bu ve buna benzer hususlar " Dinde zorlama olmaz" hükmünün kapsamına giren şeyler olmakta. Bundan anlaşılması gerekir ki, bu hükmün "dinsel hoşgörü" ya da "vicdan özgürlüğü” ile ilgisi yoktur; sadece dinsel görevleri kolaylaştırmakla ilgisi vardır. Daha başka bir deyimle, "Dinde zorlama yoktur" ayetinin "Hiç kimse İslama zorlanamaz" ya da "Herkes dilediğidine girmekte ya da dilediği gibi dinini terk etmekte özgürdür" şeklinde bir anlamı yoktur; çünkü İslam, İslamdan başka bir din olmadığına, başka bir dine yönelenlerin sapık sayıldıklarına, İslamdan çıkanların ölüm cezasına çarptırılacaklarına, kâfirlerin cehennemlik olduklarına dair hükümler yanında insanları İslama sokmaya ve İslamda tutmaya zorlayan "cihad" hükümlerle doludur. Muhammed'in uygulaması da bu doğultuda olmuştur. Muhammed’den sonra iktidara gelenlerin yaptıkları da budur.”

“Bütün bunlar bize, algının, duyusal girdilerle içsel ön görüler arasında yapılan etkin kıyaslamayı yansıttığını söyler ve bu, bize daha da büyük bir kavramı anlama olanağı sunar: Çevrenizin farkına, ancak duyusal girdilerin beklentilerle çeliştiği zamanlarda farkına varırsınız. Dünya beklentilerinizle uyuştuğunda farkındalığa gereksinim yoktur, çünkü beyin işini gayet iyi biçimde görmektedir.”

“Bütün iyi niyeti ve samimiyetine rağmen, koruma pratiği özünde yapısal bir şiddet barındırır. Bu şiddet, koruma pratiğinin kendini var ettiği "korumaya değer olan" ile "henüz korumaya değer olmayan" arasındaki sınırdan kaynaklanır. Neyin korumaya değer olduğuna ilişkin karar aynı zamanda neyin korumaya değer olmadığının kararıdır. Koruma pratiği korumaya değer bulduğunu ayrıcalıklı hale getirirken, henüz korumaya değer olmayanı sıradanlaştırır.”

“Bütün rejimlerin trajikomik realitesi şudur: İnsanlar hırsız politikacılarını, hırsız krallarını, hırsız kraliçelerini ya da hırsız başkanlarını beslemek için çok çalışırlar! Ve o yüzden bütün zamanların trajikomik realitesi de şudur: İnsanların desteği olmadan hırsızlar var olamaz!”

“Bütün Türkleri kurtarmak milli hakkımızdır. Milli hakkımız olmasa bile bize karşı duyulan bu büyük sevgiden sonra, insanlık görevimiz haline gelmiştir. Millerleri büyüten şeyler, milli ve insani hareketlerdir. Zulüm altında inleyen tutsak Türkleri kurtarmak için yapılacak fedakarlıktaki ihtişam o kadar parlaktır ki, Türklüğün ölmezliğinin senetlerinden biri olacaktır.”